ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

72 Yıldır Çözümsüzlüğün Adı: Keşmir


Büşra GÖÇER*



    1947’den bu yana Pakistan ve Hindistan arasında ihtilaflı durumuyla gerek bölgesel gerek uluslararası alanda her zaman gündemde olan Keşmir’de gerilimin dozu gittikçe artmaya devam ediyor. 5 Ağustos’ta Hindistan’ın anayasada Cammu Keşmir’e özel bir statü tanıyan 370. Maddesini iptal etmesinden bu yana, Hint güvenlik güçleri bölgede olağanüstü derecede baskı uygulamaya ve gerek sivil halk, gerek insan hakları savunucuları ve gerekse de siyasilere yönelik orantısız güç kullanımı ve tutuklamalarda bulunuyorlar.


    İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminin ardından İngiltere’nin Hint alt kıtasından çekilmesiyle birlikte Hindistan bağımsızlığını kazandı ancak Pakistan ve Hindistan’ın ikiye ayrılmasıyla birlikte de ortaya çıkan prensliklerin bu iki ülkeden hangisine bağlanacağı durumuna karar verilmesi gerekiyordu. İşte Cammu Keşmir de bu ihtilaflı bölgeler arasında yer alıyordu. Ancak baktığımızda 1941’de İngilizler tarafından yapılan nüfus sayımına göre Keşmir halkının %77’i Müslüman %20’si ise Hindulardan oluşmaktaydı. Günümüzde yapılan nüfus sayımına göre ise bu tablo %93 Müslümanların %3 Hinduların oluşturduğu bir halk yönünde değişmiştir. O dönemde ihtilaflı bölgelere Hindistan yâda Pakistan’la plebisit hakkı tanınırken Keşmir’in bu durumuna rağmen Hindistan’a bağlanması yönünde karar alınmıştır. Aynı zamanda bölgede uluslararası arenada tanınmayan bir “Azad Keşmir İslam Cumhuriyeti” kurulmuştur. Bundan sonraki süreçte göreceğimiz gibi halkın ve yönetimin uyumsuzluğundan ortaya çıkan sorunlar giderek sivil halkı Hint yönetime karşı ayaklanmalara itmiş, sözde barışçıl ve kucaklamacı bir politika yürüttüğünü ifade eden Hint yönetim, sivil halk üzerinde orantısız güç, haksız tutuklamalar ve silahlı şiddete varan eylemlerde bulunmaya yönelmiştir.


Birleşmiş Milletler Yine Sınıfta Kaldı

    İki nükleer güç 1948 yılının Ocak ayında farklı iddialarla meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı. Hindistan topraklarının bir bölümünün yabancı işgali altında olduğunu iddia ederken, Pakistan ise Hindistan’ın Keşmir’de Müslümanlara yönelik soykırım uyguladığını iddia ederek BM gözetiminde bir halk oylaması yapılmasını talep etti. BMGK konuyla ilgili olarak sırasıyla (38) ve (39) sayılı kararları almış ancak son olarak (47) sayılı kararla birlikte detaylı ve işlevsel bir çözüm önerisi ortaya koymuştur. Kararı incelediğimizde; Keşmir halkının self-determinasyon hakkını kullanması, Birleşmiş Milletler gözetiminde yapılacak bir plebisitin gerçekleştirilmesi, kararın uygulanırken uygun zemin ve şartların sağlanması, Keşmir’in askerden arındırılması gibi maddelerin bulunduğunu görüyoruz. Öte yandan krizle ilgili konseydeki görüş ayrılıkları meselenin çözümlenmesini zorlaştırırken, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacı ve felsefesiyle ters düştüğünü de bizlere göstermektedir. Zira Güvenlik Konseyi’nde bulunan devletlerin daimi veto yetkisini kendilerinin ve işbirliği içerisinde bulundukları devletlerin menfaatleri yönünde kullanmaları Birleşmiş Milletler’in amaç ve gerekliliğin sorgulanmasına sebep olmaktadır. Çözüme yönelik sonuca baktığımızda ne yazık ki, BM’e konuyu ilk götüren Hindistan olmasına rağmen, Hindistan’ın Keşmir sorununun çözümü için alınması gereken tedbirlerin ve kararların hiçbirine uymadığını belirtmemiz gerekir. Hindistan toprak bütünlüğünü koruyabilmek adına bağımsızlık yönündeki taleplere taviz vermemektedir. Bu sebeple Keşmir konusunda çok sert tavır gösteren Hint yönetimi, Keşmir konusunda imtiyaz gösterirse sınırları içerisinde bulunan farklı etnik kimliklerinde bağımsızlık yönünde kendini zorlayacağını düşünmektedir. 

 

Keşmir’de “Savaş Çanları Çalıyor”

    Keşmir sorunu her iki devleti birbirine karşı tehdit olarak görmelerine sebep olurken öte yandan da bu iki devletin askeri ve ekonomik politikalarını Keşmir meselesi üzerinden şekillendirmelerine neden olmaktadır. Bu soruna yönelik her iki tarafta farklı iddialarda bulunmakta, Hindistan Keşmir’in kendisine katılmak istediğini ve dolayısıyla bölgenin kendi sınırları içerisinde yer aldığını ancak Pakistan’ın ayrılıkçı gruplara destek verdiğini ve radikal grupları kışkırttığını iddia etmektedir. Ancak istatistikleri ve bölgedeki şartları dikkatli incelediğimizde tarihsel süreç itibariyle de bölgede bulunan %93’lük Müslüman halk Hint yönetimini ve otoriter rejimini kabul etmemektedir. Bunun yanı sıra bölgedeki önemli stratejik noktalar Hint yönetiminin kontrolü altında bulunmakta ve bunu kaybetmek istemedikleri gibi bölgenin tamamının kontrolünü ele geçirmek istemektedirler. Hatta ve hatta meselenin çözümü için Birleşmiş Milletler’e başvurmalarına rağmen alınan kararlara yönelik hiçbir adım atmayan Hint yönetimi imtiyazlı konumundan taviz vermemek için elinden gelen her şeyi yapmaya gayret etmektedir. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, "Pakistan işgalindeki Keşmir (Azad Keşmir) Hindistan'ın parçasıdır. Bir gün oraya da egemen olacağız, fiziksel hâkimiyet kuracağız." diyerek bunun doğruluğunu kanıtlar nitelikte konuşmuştur. Durumun diğer tarafı Pakistan’a baktığımızda ise, Pakistan bu bölgedeki halkın büyük bir kesimini Müslümanların oluşturduğunu ve bölgenin Pakistan’ın doğal uzantısı olduğunu iddia etmektedir. Bu sebeple Hindistanın Keşmirden çekilmesini ve yönetimin kendisine devredilmesini sağlayacak bir halk oylamasının yapılmasını talep etmektedirler.


    İki devletin Keşmir üzerindeki geçmişine baktığımızda birçok çatışmalara ve binlerce sivilin hayatını kaybetmesine sebep olduğunu görebiliriz. 1947’den günümüze kadar birçok çatışmaya sahne olan Keşmir, Hindistan’ın, Pakistan’ın İslamcı Radikal grupları desteklediğini ileri sürerek bölgedeki sivil halk üzerinde daha fazla hâkimiyet kurmasına neden olan etkenlerin başında gelmiştir. İki devletin bölge üzerindeki rekabeti Hindistan’ın nükleer kapasitesini arttırmasına, Pakistan’ın ise dış politika hedefinde nükleer program oluşturmasına sebep olmuştur.


    Hindistan’ın 5 Ağustos’ta Keşmir’e özel statü tanıyan maddeyi anayasada iptal etmesinden bu yana gelişen olaylara baktığımızda gerek Keşmir sokaklarında gerek Pakistan-Hindistan ikili diyaloğunda iç açıcı bir tablonun olmadığını görmekteyiz. Hint hükümetine karşı sokaklara dökülen sivil halk, insan hakları savunucuları ve birçok siyasetçinin orantısız şiddete maruz kalmaları ve hatta sebep belirtilmeksizin gözaltına alınmaları yeni gerilimlerin fitilini ateşledi. Geçtiğimiz haftalarda bir protestocunun Hint güvenlik güçleri tarafından öldürülmesi Pakistan hükümeti ve Azad Keşmir Hükümeti’nin sert açıklamalar yapmasına sebep oldu. Türk gazeteci heyetine demeç veren Azad Cammu Keşmir Başbakanı Raja Faruk Haydar Han “Eğer Pakistan Kontrol Hattı'nı geçmeye karar verirse en önde silahıyla fotoğraflara yansıyan kişinin ben olacağımı göreceksiniz. Bu onların son şansı eğer bu da başarısız olursa savaşmak zorunda kalırız. Savaş da bazen çözüm yollarından biridir. Bugünkü Avrupa haritası, İkinci Dünya Savaşı'nın bir sonucudur.”  sözleriyle savaşında çözüm seçenekleri arasında olduğunu kararlılıkla belirtiyor.  

    

    Keşmir sorununda iki devletin bitmek bilmeyen egemenlik mücadelesinin faturasını sivil halk ödüyor. Hindistan’ın Keşmir’e ayrıcalık tanıyan maddesini anayasadan kaldırmasından bu yana Hint güvenlik güçlerinin bitmek bilmeyen tutuklamaları aileleri perişan ediyor. Tutuklananların birçoğu neden tutuklandığını bilmeden Cammu Keşmir’in çeşitli hapishanelerinde tutuklu bulunduruluyor. Hapishanelerde tutuklu bulunan yakınlarını bulabilmek ve onlara ulaşabilmek için çabalayan aileler maddi ve manevi anlamda pek çok zorlukla mücadele ediyorlar. İddialara göre ağustostan bu yana tutuklu bulunan 5 bin kişiden 3 bini Hint hükümeti tarafından tekrar serbest bırakmış ancak uygulamalara baktığımızda durum tam tersini göstermekte. Hindistan bölgede baskı uygulayarak yıldırma ve yabancılaştırma politikası izliyor ve görünen o ki bu sayede bölgenin demografik yapısını kendi lehine çevirerek bölgeyi hâkimiyeti altına alabilmeyi amaçlamakta. Ancak Cammu Keşmir tüm bu zorluklara rağmen evini ve direnişi terk etmemekte kararlı.


KAYNAKÇA

UN Security Council, S/RES/47(1948),  https://undocs.org/S/RES/47(1948)

Çözümsüzlüğün Adı: ‘Birleşmiş Milletler’e Rağmen Keşmir’ https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/531233

“Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar: Azad Keşmir de bir gün bizim olacak” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/hindistan-disisleri-bakani-jaishankar-azad-kesmir-de-bir-gun-bizim-olacak/1586669

“Barışçıl çözüm başarısız olursa savaşmak zorunda kalırız” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bariscil-cozum-basarisiz-olursa-savasmak-zorunda-kaliriz/1589967

“Cammu Keşmirliler tutuklanan yakınlarını görmek için mücadele ediyor” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cammu-kesmirliler-tutuklanan-yakinlarini-gormek-icin-mucadele-ediyor/1589849


*Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Lisans Öğrencisi

Eklenme tarihi: 22 / 09 / 2019
Haber Okunma: 566

Etiketler: Keşmir Pakistan Hindistan 







Önceki: Japonya-Kore ticaret savaşları ve Asya Pasifik'te 'yeni normal'
Sonraki: 2019 Almanya Eyalet Seçimlerinde Aşırı Sağın Yükselişi: Gelecek için Bir Tehdit mi?