ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

2019 Almanya Eyalet Seçimlerinde Aşırı Sağın Yükselişi: Gelecek için Bir Tehdit mi?


Ahmet Ziya AKIN*



Eylül ayının başında Almanya’nın doğu eyaletlerinden Saksonya ve Brandenburg bölgelerinde yapılan eyalet seçimleri yapıldı. Bu seçimlerin Alman siyaseti açısından genel seçimler öncesinde kamuoyunun nabzını yoklayan ve hem hükümetteki koalisyon partileri hem de muhalefet partileri açısından önem arz etmektedir. Öte yandan eyalet bazında yapılan seçimler sonucunda eyalet parlamentolarındaki koltuk sayıları da değişebilmekte ve bu durum oyların çoğunluğunu alan partilerin daha baskın bir siyaset izlemesine olanak sunmaktadır.

Bu seçimlerde elde edilen sonuçlara göre hükümet ortaklarından Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) Saksonya eyaletindeki oy oranı 2014 yılındaki oy oranı baz alındığına yüzde 39,4’ten yüzde 32,1’e düştü.

Diğer hükümet ortağı olan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise son seçimlerde aldığı yüzde 19 oy oranından yüzde 7,7’lik bir oy oranına geriledi. Brandenburg eyaletinde ise SPD’nin oy oranı yüzde 31,9’dan yüzde 26,2’ye düştü.

Muhalefet partilerinden Cem Özdemir başkanlığındaki Yeşiller Partisi (Die Grünen) ise yükselişini sürdürerek 2014 yılında oyların yüzde 5,7’sini almasına karşın bu seçimde yüzde 8,6 oy oranını yakalayarak Almanya siyasetinde ivme kazanmaya devam etti.

Eyalet seçimlerinde en çok dikkat çeken yükseliş aşırı sağ parti Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarafından gerçekleştirildi. AfD 2014 seçimlerinde oyların yüzde 9,7’sini almış, bu seçimlerde ise yüzde 27,5 oranında bir oy oranı yakalayarak eyalet seçimlerinden en büyük ikinci parti konumuna yükseldi. Brandenburg eyaletinde de AfD’nin oylarını yüzde 12’den yüzde 23,5 seviyesine artırarak bu eyaletten de ikinci büyük parti olarak çıktığı görülüyor.

Bu tabloya bakarak yapılabilecek değerlendirmelerden ilki muhalefet partilerine yöneliktir. Sol Parti’nin (Die Linke) konumunun tehlikeye girdiği, buna karşılık alternatif bir muhalefet partisi olarak Yeşiller Partisi’nin Alman siyasetindeki konumunu giderek güçlendirdiği şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkündür. 2018 yılındaki Hessen seçimlerinden bu yana yükselişini sürdüren Yeşiller Partisi, her geçen gün çevre konuları ve iklim değişiklikleri gibi meseleleri gündemde tutarak Alman siyasetinde günden güne artan bir kamuoyu desteğini arkasında bulunduruyor. Yapılabilecek bir diğer değerlendirme ise yükselişinin ardında birçok siyasi, toplumsal ve ekonomik dinamik barından AfD hakkında olacaktır.  Her ne kadar AfD’nin genel seçimlerde koalisyon ortağı olabilecek kadar büyük bir oy oranı olmasa da eyalet parlamentosundaki aşırı sağ siyaseti alevlendirebilecek bir yükselişe imza attı. Bu durum, AfD’nin güç kazandığı eyaletler başta olmak üzere sağ popülist siyaset tarzını Alman siyaseti içerisinde kamuoyunun geniş bir tabanına yayma çabasını da beraberinde getirecektir.  Diğer yandan, hükümetin en güçlü ortağı CDU ile ikinci ortağı SPD arasındaki koalisyonun 2018 Hessen seçimlerinden itibaren, Avrupa Parlamentosu seçimleri ve bu eyalet seçimlerinde de giderek düşen SPD oyları sebebiyle devam etmesinin mümkün olmadığı görülüyor. Ancak koalisyon hükümetinin oyları düşüyor olsa da, erken seçim senaryosunu konuşmak için şartlar henüz olgunlaşmamış durumda. Buna bağlı olarak, Yeşiller Partisi’nin oylarını artırmaya devam etmesi ile birlikte ilerleyen günlerde Alman siyasetinde CDU açısından Yeşiller Partisi’nin “potansiyel bir koalisyon ortağı” olarak değerlendirilebileceği fikrini akıllara getiriyor. Tüm bu sonuçlar düşünüldüğünde Alman siyasetinde iç ve dış baskıların koalisyon iktidarını zorlamaya devam edeceği, AfD ve Yeşiller’in yükselişinin Alman siyasetini yeniden şekillendirebilecek ivmeyi kazanıp kazanamayacağı da merak edilen bir diğer meseleyi ifade ediyor.

Almanya’da aşırı sağ parti AfD’nin yükselişine bağlı olarak, ırkçılığın ve ırkçılığı besleyen yasadışı faaliyetlerin artışından da korkuluyor. Almanya'da 2019 yılının ilk altı ayında mültecilere yönelik 609 saldırının gerçekleştiği duyurulmuştu. Bunun üzerine geçtiğimiz hafta Almanya başbakanı Angela Merkel 11 Eylül 2019 tarihinde parlamentoda ırkçılık ile mücadeleye yönelik olarak “önemli projelere ne kadar vergi parası aktarırsak aktaralım(...) Eğer bu ülkede ırkçılığa, nefrete ve ötekileştirmeye karşı sıfır tolerans olduğu net değilse, birlikte yaşam başarılı olmayacak” vurgusunda bulunmuştu. Bunlara ek olarak "Bu ülkede diğer insanlara yönelik ırkçılığa, nefrete ve düşmanlığa karşı sıfır hoşgörü olmadığı sürece, birlikte yaşam başarısız olur" şeklinde sözlerini sürdüren Merkel, ırkçılık meselesinin Almanya ve Alman toplumu için hassasiyetinden sürekli olarak söz etmektedir. Ancak bu hassasiyetin yanında Almanya iç istihbaratından sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı (Verfassungschutz) tarafından ırkçı eylemlerin yakından takip edilmediği ve suçluların yakalanarak cezalandırılmasında yetersiz kaldığı da hükümete getirilen eleştiriler arasında yer alıyor. Bu durumun en somut örneklerinden 2000’li yıllarda kendilerini Neo-Nazi olarak tanımlayan ırkçı NSU örgütünün gerçekleştirdiği “Dönerci Cinayetleri” sonrasında Anayasayı Koruma Teşkilatı içerisindeki bazı yetkililerin delilleri kararttığı iddiası Almanya’yı derinden sarsmıştı.

Özetle, Almanya’da yükselen aşırı sağın geçmişte “toplumun küçük ve öfkeli tabakası” olarak tanımlandığı, ancak günümüzde giderek büyüyen bir desteği arkasında barındıran, demokrasinin kapı aralığından sızarak kendisine yer açabilen popülist siyaset tarzı ile AfD’nin gelecekteki konumu hafife alınamayacak kadar güçleniyor. Merkel’in geçtiğimiz sene CDU başkanlığından ayrıldığını açıklaması ve 2021 yılında başkanlık koltuğundan çekileceği göz önüne alındığında, Almanya’nın aşırı sağ siyasete yönelik ciddi bir sınav içerisinde olduğu söylenebilir. Merkel’in uzlaştırıcı ve birleştirici tavrının aşırı sağın kontrol altında tutulmasında büyük bir rol oynadığını söylemek mümkün. Gelecekte Almanya siyasetinde AfD ve Yeşiller Partisi’nin kuvvetlendiği düşünüldüğünde kamuoyunun geleneksel partilerin dışındaki tercihlere eğilmeye başladığını görmek mümkün. Sırada Ekim ayında Tübingen eyaletinde yapılacak olan seçimler var. Eyalet seçim sonuçlarının yavaş yavaş tamamlanması ile Alman siyasetinin gelecekteki tablosunu daha net görmek mümkün olacaktır.

KAYNAKÇA

Anadolu Ajansı (2019) “Aşırı sağ Almanya eyalet seçimlerinden güçlenerek çıktı” Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/asiri-sag-almanya-eyalet-secimlerinden-guclenerek-cikti/1571848?fbclid=IwAR2QcJmD-qjFP9Pll9Z9WleVpvzJH-Do6FO8BEpX2kga_aBSKkmGSURKtLg (17 Eylül 2019 tarihinde erişildi.)

 

Deutsche Welle (2019) “Merkel'den ırkçılık ve nefrete tepki gösterin çağrısı” Erişim Adresi: https://www.dw.com/tr/merkelden-ırkçılık-ve-nefrete-tepki-gösterin-çağrısı/a-50382140 (17 Eylül 2019 tarihinde erişildi.)

 

*Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Yüksek Lisans Öğrencisi

Eklenme tarihi: 21 / 09 / 2019
Haber Okunma: 304







Önceki: 72 Yıldır Çözümsüzlüğün Adı: Keşmir
Sonraki: Suudi Arabistan'ın 11 Eylül'ü: Saudi Aramco Saldırısı