ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

İran İç Siyasetinde Muhafazakâr Rekabet: Ayetullah Muhammed Yazdi ve Sadık Laricani Neden Çatışma Halinde


Nuh Uçgan* 




İran İslam Devrimi sonrası kurulan İslam Cumhuriyeti’nin toplumsal meşruiyeti tek olmasa da önemli ölçüde ulema sınıfının karizmasına dayanmaktadır. Ulemanın karizmasının kaynaklarından birisini din oluştururken, bir o kadar da önemli olan diğerini sürdürdüklerine inanılan sade, şatafatsız ve dürüst bir yaşantı oluşturmaktadır. Ulemanın, özellikle de devrim lideri Humeyni ve mevcut Veliy-i Fakih Hamaney’in sade yaşam tarzına sahip olduklarına dair imaj, ulema sınıfına duyulması istenen güven ve dolayısıyla Velayet-i Fakih sistemiyle yönetilen İslam Cumhuriyeti’ne gösterilmesi beklenen sadakatin temel taşı olmuştur. Son zamanlarda rejimin en merkezi mevkilerini işgal eden muhafazakâr ulema arasında yolsuzluklar üzerinden yapılan tartışma, bu karizmaya duyulan algıda ciddi tahribatlara neden olmaktadır. Tartışmanın özellikle de ABD’nin Temmuz 2015 Nükleer Anlaşmasındani 2018’de tek taraflı çekilip yaptırımları derinleştirmesi ve yaygınlaştırmasıyla kötüleşen ekonomik durum şartlarında yaşanması, doğrudan sisteme olan sadakatte sorgulamalara neden olacak boyuttadır.


Çatışmanın Aktörleri

İran'da sözü edilen muhafazakâr ulema arasındaki tartışmanın aktörleri her ikisi de sistemin en önemli mevkilerini işgal eden S. Laricani ve Ayetullah Muhammed Yazdi’dir. S. Laricani hali hazırda Düzenin Yararını Teşhis Heyeti Başkanı (DYTH),ii Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK)iii üyesi ve Yargı erkinin eski başkanıdır. Ayetullah M. Yazdi ise Yargı eski başkanlığı yapmış olmanın yanında hali hazırda AKK üyesi, Kum İlahiyat Hocaları Birliği Genel Sekreterliğiiv ve Dini Havzalar Yüksek Konseyi Genel Sekreterliğiniv yapmaktadır. Sözü edilen kurumlar İran'da hem siyasal ve anayasal sistemin temel taşlarını hem de dini müesses nizamın sacayaklarını oluşturması bakımında oldukça kritiktir.

Tartışmanın Odak Noktası: Yolsuzluklar

Ayetullah Yazdi’nin S. Laricani’ye yönelik suçlamaları ve S. Laricani’nin de karşı cevaplarının konusu birbirlerine karşı siyasal ve dini yetkinlik üzerinden yürüyen polemikleri içermekle birlikte, çatışmanın merkezi argümanları yolsuzluk suçlamaları üzerinden üretilmektedir. Tartışma Yazdi’nin S. Laricani’ye dönük ekonomik ve siyasal yolsuzluk suçlamasıyla başlamıştır. Ayetullah Yazdi 16 Ağustos 2019’da Basij yetkilileri, ilahiyat hocaları ve Kum havzası ulemasıyla buluşmasında S. Laricani’ye yolsuzluk ve siyasal nüfuz suçlamaları yöneltmiştir. S. Laricani’ye daha önce de benzer suçlamalar Cumhurbaşkanı Ahmedinejad (2005-2013) tarafından yöneltilmişti. Onun ithamları S. Laricani’nin herhangi bir yasal temeli olmadan insanları tutuklatması şeklindeydi. Ayetullah Yazdi tarafından yöneltilen en son suçlamalar ise, öncelikle S. Laricani’nin Kum havzasındaki ilmi etkisi ve yetkinliğini sorgular niteliktedir. Ayetullah Yazdi’nin ifadesine göre S. Laricani’nin Kum havzasında işgal ettiği bir ilmi değer yoktur ve Onun Kum’dan ayrılmasının hiçbir olumsuz etkisi olmayacaktır. Yazdi’nin bu imasının arkasında S. Laricani’nin, Rehber Hamaney’i Kum’u terk edip Necef’e dönmekle “tehdit” etmesi vardır. 


Ayetullah Yazdi, daha sonra S. Laricani’yi, gözaltındaki yardımcısı Ekber Taberi’nin serbest bırakılması için Rehber Hamaney üzerinde baskı kurmakla suçlamıştır. Yazdi, gözaltına alınan yöneticinin on yıllar boyunca bürokraside önemli mevkiler işgal ettiğini ve medrese kurma bahanesiyle kendilerine saray inşa ettiklerini savunmuştur. Yazdi’nin, Taberi’ye dönük ifade ettiği yolsuzluk suçlamaları oldukça kritiktir. Zira Taberi, S. Laricani’nin ofisinin yöneticisi; S. Laricani ise Hamaney’in desteği altında bir isimdir. S. Laricani’nin yerine yargı erkinin başına İbrahim Raisi gelir gelmez ilk iş Taberi’nin gözaltına alınması olmuştur. Taberi, S. Laricani’nin geçen yirmi yıl boyunca en yakın adamı ve yargının finansal varlıklarının denetiminden sorumluydu. Yine Taberi, Şiraz’da bir eğlence merkezi ve su oyunları kompleksi ile özel diş merkezi gibi yargı kurumunun sahip olduğu birçok ekonomik projeyi yürütmüştür. Taberi, aynı zamanda S. Laricani’nin kardeşi Baqer Laricani ile birlikte Yargıçlar Hastanesi projesinin denetimini yürütmüştür. Taberi’ye yönelik suçlamalar devlet televizyonunda açıkça haber yapılmıştır ve bu İran’da pek alışılmadık bir gelişmedir. Bunda Laricani’nin yargıdaki görevinden ayrılıp DYTH’nin başına geçmesi dolayısıyla Taberi’nin gücünün zayıflamasının da etkisi olmuştur. Ancak genel kanaat odur ki Hamaney’in en azından suskun onayı olmadan S. Laricani’yi de hedef alan bu suçlamaların en az üç defa devlet televizyonunda yöneltilmesi mümkün değildir. Ali Afshari gibi isimlere göre S. Laricani’ye yöneltilen suçlamalarda Hamaney’in yeşil ışık yaktığı değerlendirmeleri vardır. Zira her ne kadar DYTH anında yalanlasa da S. Laricani’nin mevcut görevinden istifa edip Necef’e dönmek konusunda Hamaney’e mektup yazdığı haberleri yapılmıştır. Ancak söz konusu suçlamaların açıkça devlet televizyonunda yayınlanması, Hamaney’in S. Laricani’yi tamamen dışlaması şeklinde değil Hamaney’in kararlarına karşı direnç göstermemesi konusunda S. Laricani’ye bir uyarısı şeklinde anlaşılmalıdır.


Yazdi’nin S. Laricani’ye yönelttiği suçlamalardan bir diğeri de Lavasan’ın seçkin muhitlerinden birinde bir medrese kurması olmuştur. Yazdi bunun bir medrese olmadığını, yargının fonlarının kullanılması suretiyle lüks bir malikâne yaptırıldığını ve orada öğrencilerin bulunmasının yolsuzluğun üstünü örtecek bir kamuflajdan ibaret olduğunu savunmuştur. Yazdi tarafından özellikle Lavasan muhitinin seçilmesi stratejikti çünkü bu aynı zamanda Laricani ile birlikte Hamaney’in denetleme ofisinin eski başkanı ve eski parlamento sözcüsü Natık Nuri’nin de dâhil olduğu daha büyük bir soruşturma dosyasının açılmasına neden oldu. Lavasan villaları yolsuzluk dosyası 2016’da Rıza Jalpur isimli bir aktivistin bir video yayınlamasıyla başlamış ve bu sızdırmanın ardından da 15 yıl hapse mahkûm edilmişti. Sızıntıda yer alan bilgilere göre her biri 2000 metrekare olan 62 villa inşa edilerek çeşitli resmi görevliler arasında dağıtılmıştı. Yine Natık Nuri’ye rüşvet verildiği ve onun da bu rüşveti Flora Tower’da 1100 metrekarelik bir ev yaptırmaya ve projeyi onaylaması için Tahran Genel Savcısı Abbas Cafer Devletabadi’ye verdiği iddia edilmiştir.


Bu suçlamalar karşısında S. Laricani’nin başında olduğu DYTH Başkanlık Ofisi resmi bir bildiri yayınlayarak cevap vermeye çalışmıştır. S. Laricani suçlamaları yalanlayarak Ekber Taberi’yi desteklediğini inkâr etmiştir. Laricani devamında öncelikle Ayetullah Yazdi’nin iddia ettiğinin aksine Kum havzasında kendisinin önemli bir yer işgal ettiği gibi bir imasının olmadığını söyledikten sonra, Yazdi’ye dönük 
“söyle bana ilmi alanda sen ne yaptın? Senin hiçbir ilmi araştırman yok”
şeklinde çıkışmıştır. Yine 
“…senin Koruyucular Konseyi’ndeki çalışmaların da asla profesyonel değildi. Konseyin diğer üyeleri sana karşı her zaman sessizdi çünkü senin ilerlemiş yaşına saygı duyuyordu.” demiştir.
S. Laricani asıl suçlamalar konusunda ise 
“Söz konusu şahsa [Ekber Taberi] gelince o benim ofisimin yöneticisi değildi. Benim ofisimin yöneticisi Khalfi idi. Taberi yargı başkanlık ofisinin müdürüydü. Dolayısıyla o benim değil Khalfi’nin yetkisindedir.” demiştir.
Laricani’nin lüks medrese konusundaki savunması ise 
“Medreseye gelince, bu Vali Asr Okulu bir vakıf okuludur ve bana babam Ayetullah Uzma Mirza Haşim Amuli’den kalmıştır. Vakıf şu anda benim dışımda bir başka şahıs tarafından yönetilmektedir. O şahıs sadece benden okulun tadilatı ve yenilenmesini talep etmiştir.” şeklinde olmuştur. 
Laricani devamında saldırılarını daha da kişiselleştirerek 
“evet bu okul bana babamın bir mirası değildir. Ancak şu Kum’daki okullar sana babandan mı miras kaldı? Senin iddian bunun bir okul değil saray olduğu idi, sormak istiyorum sana: bu okulu Uzmanlar Araştırma Kurulu Merkezinin binasıyla karşılaştırdın mı? Öyle ki kurulun başkanlığını yaptığın dönemde orayı malikânen gibi kullandın.” Şeklinde konuşmuştur.


Krizin Nedeni Geçiş Döneminde Güç Tahkimatı Yapmaktır 


S. Laricani’nin karşılaştığı saldırının arkasında bazı değerlendirmelere göre İslam Cumhuriyeti’nin içinde süren güç savaşının gün yüzüne çıkması vardır. Öyle ki mevcut Rehber Ali Hamaney 80 yaşına ulaşmıştır ve 2014’de ağır bir prostat ameliyatı geçirmiştir. Hatta kendisinin prostat kanseri olduğuna dair dedikodular da yapılmaktadır. Böyle bir geçiş dönemi içinde Laricani biraderler önemli devlet pozisyonlarını işgal etmeye çalışırken, rakipleri de yolsuzluk suçlamaları üzerinden onları yıpratmaya çalışmaktadır. Suçlamaların esas gayesi hem S. Laricani’nin Hamaney sonrası en güçlü Veliy-i Fakih adayı olarak onu devre dışı bırakmak, ama bunun yanında kardeşi Ali Laricani’nin de 2021 Cumhurbaşkanlığı seçiminde elini zayıflatmaktır.


Laricani biraderler İran siyasal sistemini yöneten aileler bakımından istisnai bir örnek teşkil etmektedir. Etkinliklerini büyük oranda Humeyni’nin yakın sırdaşlığını yapan babaları Mirza Haşim Amuli Laricani’ye borçlu olan 5 biraderden Ali Laricani Meclisvi sözcüsü, Cevad Laricani eski Dışişleri Bakan yardımcısı, S. Laricani DYTH Başkanı ve Anayasayı Koruyucular Konseyi üyesi, Baqer Laricani eski Sağlık Bakanı yardımcısı ve Fazıl Laricani de eski diplomat ve şimdilerde ise iş adamıdır. Laricani biraderlerin özellikle Ali Laricani ve Sadık Laricani bağlamında güç tekellerinin varlığı hem reformistleri hem de muhafazakârları rahatsız eden bir olgudur. Bu rahatsızlık Rehber Hamaney’in mevcut yolsuzluk suçlamalarına rağmen söz konusu isimler üzerindeki desteğinin devam etmesi dolayısıyla daha da artmaktadır. 20 yıldan fazla süredir Laricani biraderler mevkilerini sadece daha yüksek bir mevkiye gelmek için terk etmişlerdir. Sadık Laricani henüz 38 yaşında iken Uzmanlar Meclisivii üyesi olmuş, bir yıl sonra ise Hamaney’in kararıyla Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne girmiştir. Hamaney, Onu yargının başına atadığında ise sadece 50 yaşında idi. 2018’e gelindiğinde Hamaney, S. Laricani’yi yargının başından alarak, aynı zamanda Anayasayı Koruyucular Konseyi üyesi iken DYTH’nin başına getirmiştir. 


S. Laricani’nin işgal ettiği mevkilerinin önemi bir tarafa, kardeşi Ali Laricani, İran siyasal sistemi içinde istisnai bir örnek teşkil etmektedir. A. Laricani 2008’den beri aralıksız bir şekilde parlamento sözcülüğünü yapmaktadır. A. Laricani, İran Devrim Muhafızları Ordusundanviii emekli olduktan sonra birçok hükümet görevinde de bulunmuştur. Bu görevler arasında İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanlığı,ix Kültür Devrimi Yüksek Konseyix üyeliği, Radyo Televizyon Kurumu Başkanlığı ve İslami Rehberlik ve Kültür Bakanlığıxi gibi pozisyonlar vardır. Laricani biraderlerin sahip olduğu bu güç temerküzü yolsuzluk şüphelerini de beraberinde getirmiştir. Ne var ki hem İran halkı hem de yönetici elitin kızgınlığına sebep olsa da Hamaney Laricani biraderlere desteğini vermekten vazgeçmemiştir. Bunun en bariz örneklerinden birisi reformistlerin çoğunluğu oluşturdukları İran parlamentosu 6. döneminde yaşanmıştır. Bu dönemde Ali Laricani’nin yönetimindeki İran yayıncılık kurumununxii yolsuzluk içinde olduğuna dair bir rapor parlamento sözcüsüne sunulmuş ancak Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından soruşturma açılması reddedilmiştir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla Hamaney bir soruşturma yürütülmesine karşı çıkmaktadır. Ancak parlamento tarafından yapılan yoğun baskı sonucunda Hamaney bir soruşturma yapılmasına ikna edilmiştir. Sonuçta 262 milyon ABD Dolarına denk gelen 5,250 milyon İran riyali tutarında bir zimmete para geçirme işlemi ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu tablo sadece İran yayıncılık kurumunun sahibi olduğu 200 banka hesabından 5 tanesinin incelenmesi ile elde edilmiştir. Ali Laricani ise bu sonuçları alaycı bir üslupla karşılamış ve bu sonuçların herhangi bir değeri olmadığını ifade etmiştir. Soruşturmayla ortaya çıkan sonuç karşısında Ali Laricani’ye karşı ne yargısal bir işlem ne de hükümetin bir tasarrufu söz konusu olmuştur. A. Laricani önemli mevkileri işgal etmeye devam etmiştir.


Krizin Etkisi


Kurulduğundan beri İran İslam Cumhuriyeti rejimi İran halkının kolektif şuurunda ulema ile ilgili belli bir imaj yaratmaya çalışmaktadır. Bu imaj ulemanın sade, şatafatsız ve dürüst bir hayat sürdüğü, daima adaletsizlik karşısında durduğu ve içerde ve dışarda her zaman iktidarlar karşısında zayıfların safında yer aldığı algısına dayanmaktadır. Humeyni’nin siyasal kaderinin biçimlenmesinde temel faktörlerden birisi de bu imajı olmuştur. Humeyni, İslam Cumhuriyeti siyasal sistemi içinde ulemanın konumunun korumasının önünü açan kurucu lider olmuştur. Örneğin ulema üzerine yapılacak yargılamaların imajlarını sarsmaması için ulema özel mahkemeleri kurulmuştur. Ancak söz konusu bu imaj İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasından bu yana geçen 40 yıl içinde çeşitli finansal, idari ve etik yolsuzluk suçlamalarının ortaya çıkması ile günden güne erimektedir. Başlangıçta ulemanın yolsuzlukları yurtdışındaki muhalifler tarafından ortaya serilirdi. 1997’de Muhammed Hatemi’nin Cumhurbaşkanı olmasıyla reformistler yürütme gücünü ele aldıklarında ulemanın yaptığı yolsuzluklar artık içerdeki muhalifler tarafından ortaya serilmeye başlanmıştır. Ahmedinejad Cumhurbaşkanı olduğunda ise hem Haşimi Rafsancani hem de geleneksel muhafazakâr olarak bilinen ulemanın yolsuzluklarını dillendirmeye başlamıştır. Ahmedinejad görevinin sona ermesinin ardından Laricanileri hedefine koymuş, onları siyasal ve finansal yolsuzlukla itham etmiştir. Ahmedinejad Hamaney’e dönük olarak kamuya açık bir mesajla halkı Laricanilere karşı korumaya çağırmıştır.


Fakat Ayetullah Yazdi ile S. Laricani arasındaki kriz yine de ayrı bir yere sahiptir. İki ulema birbirlerine karşı ilmi yetersizlikle beraber finansal ve siyasal yolsuzluk suçlamalarında bulunmuştur. Her iki ismin de Kum havzasıyla bağlantılı oluşu, her ikisinin de hali hazırda siyasal sistem ve dini alanda önemli mevkileri işgal etmeye devam edişi bağlamında sistemin güvenirliğini ve toplumsal meşruiyetini sürdürmede önemli zaaflar ortaya çıkarmaktadır.


Kriz ile İlgili Muhtemel Senaryo


Şüphesiz krizin boyutlarının nereye varacağı ileriki günlerde belli olacaktır, ama yine de bununla ilgili birkaç senaryo tahmin edilebilir. Yapılan değerlendirmelere göre en zayıf senaryo krizin daha da tırmanmasıdır. Bu tırmanma sistem içindeki yolsuzluk girdabının daha da derinleşmesine yol açabileceği ve tümden sistemi tehdit edebileceği gerekçesiyle müdahale edilerek yatıştırılmak zorunda olunan bir ihtimaldir.  Hamaney, DYTH Başkanının hedef alınması suretiyle sistemin altının oyulmasını istemeyecektir. Zaten krizin yatışması konusunda belli çağrılar da gelmeye başlamıştır. Örneğin İran'da yüksek ulema sınıfı, AyetullahYazdi ile S. Laricani arasındaki kavgadan duydukları üzüntüyü belirterek bunun İran toplumunda ulemanın imajına zarar verdiğini savunmuştur. Dolayısıyla ulemadan bazıları iki taraf arasında yapılan karşılıklı suçlamaların artık sona ermesi çağrıları yapmıştır. Hem S. Laricani hem de Ayetullah Yazdi’nin üyesi oldukları Anayasayı Koruyucular Konseyi Başkanı Ayetullah Cenneti bu çağrıyı yapan ilk önemli isim olmuştur. Cenneti iki tarafa da seslenerek devlet içindeki hizmetlerinden söz etmiş ve “kısa zamanda herkes onları beraber görecektir” demiştir. 


İkinci ihtimal krizin belli bir süre daha bu boyutta devam edeceği şeklindedir. Zira Hamaney ne S. Laricani’nin Yazdi’ye cevap vermesine engel olmakta ne de karşılıklı saldırının kesilmesi çağrısında bulunmaktadır. Bütün bu gelişmeler ışığında krizin belli bir süre daha süreceğini tahmin etmek mümkündür. Buna iki tarafın, ulema arasındaki bölünmeden avantaj sağlamak suretiyle fayda temin etme çabası ihtimali de eklenmelidir. Her ne kadar yargının yeni başkanı İbrahim Raisi aynı zamanda Uzmanlar Meclisi’ne üye olarak hızla yükselse de işaretler gelecek dönemde Rehberlik makamı için S. Laricani’nin bir adım önde olduğunu göstermektedir. Öyle ki Hamaney’in mutlak desteğine sahiptir. Bazı değerlendirmelere göre S. Laricani’ye yöneltilen suçlamalar dolayısıyla gelecek dönemde Rehberlik makamı şansı azalsa da, Humeyni’nin son zamanlarında Hamaney’in pozisyonundaki düşüşe rağmen, bunun Onu Rehberlik makamından alıkoymamasına benzer şekilde, S. Laricani’nin Veliy-i Fakih olma ihtimali de asla devre dışı kalmış değildir. 


Kaynakça


Conflicts Among Clerics in Iran: Mutual Accusations of Corruption, Rasanah (25.08.2019), https://rasanah-iiis.org/english/position-estimate/conflicts-among-clerics-in-iran-mutual-accusations-of-corruption/
Golnaz Esfandiari, Corruption Probe Or Power Struggle? Iran's Former Judiciary Chief Comes Under Attack,, Radio Free Europe/Radio Liberty (24.08.2019), https://www.rferl.org/a/iran-larijani-judiciary-chief-corruption-attack/30127184.html
What's Happening In Iran? A Long-Time Khamenei Ally Under Fire, Radio Farda (16.08.2019), https://en.radiofarda.com/a/what-s-happening-in-iran-a-long-time-khamenei-ally-under-fire/30113439.html
Mehmet Koç, İran iç siyasetinde güç mücadelesi kızışıyor, Anadolu Ajansı (26.08.2019), https://www.aa.com.tr/tr/analiz/iran-ic-siyasetinde-guc-mucadelesi-kizisiyor/1565233.


* Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Arş. Gör.


1 BARJAM, (Barnameye Jame'e Eqdame Moshtarak: The Joint Comprehensive Plan of Action, JCPOA)
2Majma-e Teşhis-i Maslahat-e Nizam (Expediency Discernment Council), resmi web sitesi: http://www.maslahat.ir/ 
3Şuray-ı negahban-e qanuni esasi (The Guardian Council of the Constitution), resmi web sitesi: https://www.shora-gc.ir/
4Jame’eh Modareseen (Society of Seminary Teachers), resmi web sitesi: http://jameehmodarresin.org/en/
5Şuray-ı Aali-e Howzeh (the Supreme Council of the Seminary)
6Majles-e Şuray-ı İslami (Islamic Consultative Assembly), resmi web sitesi: https://www.icana.ir/En/, https://www.majlis.ir/en
7Majles-e Khobregan (Assembly of Experts), resmi web sitesi: http://www.majlesekhobregan.ir/en/Default.html.
8Sepah-e Pasdaran-e Enghelab-e İslami (Islamic Revolutionary Guard Corps)
9Şuray-ı Aliye Emniyate Melli (Supreme National Security Council of Iran).
10Setade enqelabe farhangi (Supreme Council of the Cultural Revolution), resmi web sitesi: https://sccr.ir/
11Ershad (Ministry of Culture and Islamic Guidance), resmi web sitesi: https://www.farhang.gov.ir/en/home
12Seda ve Sima-ye Jomhuri-ye Eslami-ye İran (Islamic Republic of Iran Broadcasting).


Eklenme tarihi: 12 / 09 / 2019
Haber Okunma: 313







Önceki: Boğazların İncisi Hürmüz Boğazı
Sonraki: Tek Ülke İki Sistem Politikasında Askeri Güç Masada mı?