ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Hindistan: İklim Siyasetinde Yeni Dünya Lideri mi?


Dr. Defne Gönenç* 




Dünya’nın çeşitli kentlerinde düzenlenen öğrenci eylemleri sayesinde iklim değişikliği yine dünya gündeminin baş sıralarına oturmuş durumda. İklim değişikliği deyince aklımıza ilk olarak çölleşme, ormansızlaşma, sıcakların artması, buzulların erimesi, ani hava değişiklikleri, fırtına ve seller gelse de iklim değişikliğinin çok önemli bir boyutu daha var: Küresel adaletsizlikler. İklim değişikliği hem küresel adaletsizlikten besleniyor hem de onu besliyor. Böyle bir düzlemde kalkınmakta olan ülkelerin iklim değişikliği konusunda harekete geçmekte ne kadar isteksiz de olsalar gözden kaçan bir nokta var. İklim değişikliği aslında en çok dar gelirlileri etkiliyor. Ülkeler açısından bakıldığında ise iklim değişikliğinin en çok, tarihsel olarak ona en az sebep olan ülkeleri etkilediğini gözlemliyoruz. Üstelik yapılan araştırmalar iklim değişikliği sebebiyle zengin ülkelerin özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha da zenginleştiği, Hindistan, Nijerya gibi ülkelerin ise iklim değişikliğinin olmadığı bir senaryoya göre daha fakirleştiği kanıtlandı. Yani iklim değişikliği küresel ekonomik eşitsizlikleri daha da tetikliyor.


Böyle bir düzlemde iklim değişikliği ile mücadelenin ciddiye alınabilmesi için özellikle kalkınmakta olan ülkeler içinden bir lider çıkması gerekmekte. Hindistan özellikle yenilebilir enerji alanında gösterdiği atılımlarla bu role aday bir ülke. 2017 yılında petrol, kömür ve gazdan enerji üretimine yapılan yatırımlar 16 milyar dolarda kalırken güneş ve rüzgardan enerji üretimi için yapılan yatırımlar 20 milyar doları buldu. Fosil kaynaklar dışındaki kaynaklardan elde edilen enerji miktarının ise önceden planlandığı gibi 2030 değil 2020 yılında toplam enerji kapasitesinin %40’ına çıkması mümkün görünüyor. Germanwatch tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin 50., Çin’in 33. sırada olduğu İklim Değişikliği Performans indeksine göre Hindistan 11. sırada. Tüm bunlara dünyanın ilk tamamen güneş enerjisi ile çalışan havalimanının da Hindistan’da kurulduğu eklenince Hindistan’ın gerçekten yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişte çaba sarf ettiği ortaya çıkıyor. 


Fakat maalesef bu çabalar yine de çok yetersiz. Zira üretim bazlı olarak hesaplandığında Hindistan, Çin ve ABD’den sonra dünyanın en fazla sera gazı salınımı yapan ülkesi. Kişi başına düşen sera gazı salınımı hesaplandığında Hindistan’ın katkısı dünya ortalamasının altına inse de iklim değişikliği ile mücadelede Hindistan tarafından sarf edilen çabalar yetersiz kalıyor. Zira, Hindistan iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Hindistan, dünya nüfusunun %18’ini barındırıyor ve bu nüfusun büyük çoğunluğu da geçimini doğal kaynaklara bağlı biçimde sürdürüyor. Üstelik, ülke coğrafi açıdan hem sıcak hava dalgalarından hem de sellerden çok etkilenen bir merkezde konumlanmış durumda. Bu sebeplerle, Hindistan nüfusunun, yani dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun iklim değişikliği karşısında çok savunmasız bir durumda olduğunu ve üstüne üstlük bunu kendi ülke politikalarının da tetiklediğini belirtmek gerek.


Sınıfsal bazda Hindistan’da iklim değişikliğine sebep olanlar analiz edildiğinde ise en büyük sorumluluğun şehirli elitlerde olduğu ortaya çıkıyor. Daha da önemlisi, sınıflar arası iklim adaletsizliğinin git gide artmasıdır. 1994 yılında farklı sınıfların iklim değişikliğindeki sorumlulukları arasındaki fark %2.5 iken bu rakam, 2005 yılında %24’e, 2010 yılında ise %28.9’a çıkmıştır. 


Hindistan’ın mevcut iklim politikası ise bir ikilem arasında tıkanmış durumda: “Hindistan tarihsel açıdan iklim değişikliğine çok az sebep olmuştur. Şu anda Hindistan en fazla sera gazı salınımı yapan ülkelerin başında gelse de bu hesaplama kişi başına düşen miktar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır”. Halbuki Hindistan “iklim adaleti” söylemini baz alarak oluşturacağı yeni bir iklim politikasıyla iklim değişikliği mücadelesinde dünya liderliğine oynayabilecek bir konumda. Zira dünyanın iklim değişikliği konusunda ihtiyaç duyduğu şey, özellikle kalkınmakta olan ülkelerden birinin liderliğinde harekete geçmek. Çünkü aksi takdirde, kalkınmış ülkelerin iklim değişikliği söylemi “yeteri kadar samimi” bulunmuyor, hatta tam tersine kalkınmış ülkelerin kalkınmakta olan ülkelerin “gelişmesine” ket vurmaya çalıştığı düşünülüyor. 


Hindistan’ın iklim değişikliği politikalarının tarihine göz attığımızda ise 1970’lerden beri süregelen bir tartışma ve değişen söylemler görüyoruz (Saryal 2018). İlk aşamada Hindistan’ın iklim değişikliği politikası “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” normu çerçevesinde oluşturulmuş. Hindistan, iklim değişikliği müzakerelerinde az gelirli bir ülke olduğunun ve bu sebeple “kalkınma hakkı” bulunduğunun altını çizmiş, bu noktada gelişmekte olan ülkelerden oluşan G77 grubunun liderliğini yapmıştı. Fakat özellikle 2007 sonrasında bu politikasında bazı değişiklikler yaptı. Hindistan, ilk defa 2008 yılında İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı yayınladı. Ayrıca ülke, 2020’ye kadar ekonomisinin karbon yoğunluğunu 2005 yılı seviyesine göre %20-25 oranında gönüllü olarak azaltacağını açıkladı. Bu değişikliklerde, i) Hindistan’ın artan sera gazı emisyonları sebebiyle iklim değişikliği politikasında kendisiyle çelişmesi, ii) endüstrileşmiş ülkelerden gelen baskılar, iii) Hindistan’ın artan enerji ihtiyacı ile enerji kaynaklarını çeşitlendirme isteği, iv) Hindistan’ın uluslararası iklim finansmanı enstrümanlarından sağlanacak potansiyel kazançları ve de v) Hindistan kamuoyundan gelen talepler rol oynamıştır. Hindistan’ın yaptığı bu değişiklikler, ülkenin Kopenhag’taki 2009 yılında yapılan taraflar konferansındaki tutumuna da yansımıştır. 


Hindistan, 2010 sonrasında da bu değişen politikasıyla uyumlu “pragmatist” bir iklim değişikliği politikası izledi. Paris İklim Sözleşmesine taraf oldu ve 2030 yılına kadar %33-35 seviyesinde bir ulusal katkı beyanı sundu. Ayrıca Modi, Paris’te gerçekleştirilen görüşmelerin ilk gününde Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte Uluslararası Güneş Birliği’ni kurdu. Hindistan’ın Paris Antlaşması’ndan günümüze kadar olan tutumu izlendiğinde ise ülkenin iklim değişikliğinde gösterdiği başarı genel olarak “mütevazi” olarak değerlendiriliyor. Fakat aslen iklim değişikliğinin Hindistan’ın kendisini ne kadar ilgilendirdiği ve Hindistan yarım adasında yaşayan insan sayısı düşünüldüğünde bu çabaların çok zayıf ve yetersiz olduğu anlaşılacaktır. Hindistan’da acilen devlet temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve bilim adamlarının bir araya gelmesi ve herkes tarafından benimsenecek değerler çerçevesinde yeni bir iklim politikasının benimsenmesi gerekmektedir. Bu yeni politikanın, Hindistan’daki ve dünyanın geri kalanındaki sınıfsal kökeni de hesaba katılarak “iklim adaleti” temeli üstüne oturtulması ise elzemdir. 



Kaynakça

Climate Change Performance Index (2019). Alıntı Yapılan Sayfa: https://www.climate-change-performance-index.org/sites/default/files/documents/ccpi2019_results.pdf

Diffenbaugh, Noah S. ve Marshall Burke (2019). Global Warming Has Increased Global Economic Inequality. PNAS. Alıntı Yapılan Sayfa: https://www.pnas.org/content/early/2019/04/16/1816020116

Dubash, Navroz K. (2012). Handbook of Climate Change and India: Development, Politics, and Governance. Oxon: Earthscan. 

Dubash, Navroz K., Radhika Khosla, Ulka Kelkar ve Sharachchandra Lele (2018). India and Climate Change: Evolving Ideas and Increasing Policy Engagement. Annual Review of Environment and Resources, 43, 395–424.

Energyworld (2018). India’s Renewable Energy Investments Topple Fossil-fuel for the First Time in 2017: IEA. Alıntı Yapılan Sayfa: https://energy.economictimes.indiatimes.com/news/renewable/indias-renewable-energy-investments-topple-fossil-fuel-for-the-first-time-in-2017-iea/65032504
 
Gönenç, Mete ve Defne Gönenç (2019). Çevre ve İktisat Politikası Gibi Bir Şey. İstanbul: İkinci Adam Yayınları.

Hurrell, Andrew ve Sandeep Sengupta (2012). Emerging Powers, North–South Relations
and Global Climate Politics. International Affairs, 88, 463-484. 

Jaeger, Mark D. ve Katharina Michaelowa (2016). Global Climate Policy and Local Energy Politics: Is India Hiding Behind the Poor? Climate Policy, 16(7), 940-951. 

Kumar, Parul ve Abhayraj Naik (2019). India’s Domestic Climate Policy is Fragmented and Lacks Clarity. Economic and Political Weekly, 54(7), 16 February. 

Michael, Kavya ve Vamsi Vakulabharanam (2016). Class and Climate Change in Post-Reform India. Climate and Development, 8(3), 224-233.

Michaelowa, Katharina ve Axek Michaelowa (2012). India as an Emerging Power in International Climate Negotiations. Climate Policy, 12(5), 575-590. 

Mohan, Aniruddh ve Timon Wehnert (2019). Is India Pulling its Weight? India’s Nationally Determined Contribution and Future Energy Plans in Global Climate Policy. Climate Policy, 19(3), 275-282. 

Saryal, Rajnish (2018). Climate Change Policy of India: Modifying the Environment. South Asia Research, 38(1), 1-18. 

Shukla, P. R. ve Subash Dhar (2011). Climate Agreements and India: Aligning Options
and Opportunities on a New Track. International Environmental Agreements, 11, 229- 243. 

Singh, Jarnail (2019). Can India Truly Be a Global Climate Leader When It Comes to Renewable Energy? The Climate Group. Alıntı Yapılan Sayfa: https://www.theclimategroup.org/news/can-india-truly-be-global-climate-leader-when-it-comes-renewable-energy
 
World Bank (2019). Why is Climate Change Relevant for India? Alıntı Yapılan Sayfa: http://web.worldbank.org/archive/website01291/WEB/0__CO-78.HTM

World Bank Data (2019). Total Greenhouse Gas Emissions. Alıntı Yapılan Sayfa: https://data.worldbank.org/indicator/EN.ATM.GHGT.KT.CE

*Dr, Bağımsız araştırmacı


Eklenme tarihi: 12 / 09 / 2019
Haber Okunma: 513







Önceki: Avrupa'da yaygınlaşan islamofobi
Sonraki: Yemen'de insan hakları ihlallerine her gün yenisi ekleniyor