ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Euro İslam ve Avrupa’nın Çıkmazı


Güven ÇOLAK* 




2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı, geçen sekiz yılda 5 milyon 600 binden fazla insanın iltica etmesine neden olmuştur. Bu göçmenlerin büyük çoğunluğunun civar ülkelere yerleşmesine rağmen sadece 2018 yılında Batı ülkelerine göç eden mültecilerin sayısı 134.000 olarak belirlenmiştir. İkinci dünya savaşından sonra yaşanan en büyük mülteci krizine karşı Avrupa Birliği’nin, Avrupa ülkelerinin ve Avrupa halklarının tepkileri çeşitlilik göstermektedir. Ortadoğu başta olmak üzere Asya ve Afrika’dan gelen bu yoğun göç dalgası neticesinde Avrupa Birliği gibi kurumsal yapılar, krizle mücadele kapsamında komşu ülkeler aracılığıyla göç dalgasını hafifletmeye yönelik arayışa girmiştir.  Bunun yanında, devletlerin dış politika öncelikleri, güvenlik ekseninde yeniden yapılanmış ve son olarak göç dalgasına korumacı bir tepki olarak Avrupa halklarının daha tutucu bir siyasal yönelim izlemeye başlamıştır. Bu tutuculuğa örnek olarak Almanya’daki popülist sağcı parti Alternative für Deutschland (AfD) gösterilebilir.


Avrupa’nın mültecilere yönelik tepkisini anlamak için Avrupa’nın “Avrupalı olmayan” ile ilişkisini analiz etmek gerekmektedir. Yüzyıllar boyunca Müslüman veya Hristiyan milletlerle savaşan, ticaret yapan ve müttefik olan Avrupalı, neticesinde bir Avrupa hayali geliştirmiştir. Fiziksel haritaya bakıldığında diğer kıtaların aksine belli sınırları olmamasına rağmen Avrupa kıtasının varlığından herhangi bir şüphe duyulmuyorsa, bu durum kıtanın sakini olan halkların paydaşı olduğu bir “Avrupa Kültürü” fikrinin varlığı nedeniyledir. Kısaca Avrupa, çevresinden ayrışan bir kültür alanı olarak tarif edilebilir. Avrupa, içinde yaşayan halkların aynı dini paylaştığı ve yüzyıllarca sosyal, ekonomik, politik iş birliği ve çatışma gibi vesilelerle halkların birbirine temas ettiği bir alan olarak görülmektedir. Adı geçen bu kültür havzasına özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında misafir işçi anlaşmaları, aile birleşimleri, iltica ve düzensiz göçlerle çok fazla sayıda Müslüman yerleşmiştir. Özellikle 1960’lı yıllarda başlayan, başta Türkiye’den Almanya’ya olan iş göçüyle beraber Avrupa’da yeni bir Avrupalı Müslüman tipi belirlenmiştir. Gelen bu misafir işçilerin Türkiye’nin kırsal kesiminden gelen, dini ve kültürel eğitimleri çok zayıf olan kimseler olduğu vurgulanması gereken bir nokta olarak görülmektedir.  Bu denli yoğun göçler neticesinde 2016 yılında Avrupa’daki Müslüman nüfusun 25 milyonu geçkin olduğu ve nüfusun %4.9’luk kesimini oluşturan Müslümanların 2050 yılında nüfusun %7.4 ila %14’lük bir kesimini oluşturacağı düşünülmektedir. Müslüman nüfusun, aynı dini ve kültürel değerler etrafında tanımlanan Avrupa’da gözle görülür biçimde artması sonucunda ilgili nüfus hakkında bazı siyasal tepkilerin gelmesi kaçınılmazdır ve bu tepkilerin ilki Müslüman sayısının artmasıyla beraber radikal sağ partilere gelen canlılıktır. Yapılan araştırmalarda düşük sosyoekonomik durumdaki seçmenin, göçmenleri ekonomik bir tehdit olarak algıladıkları ve buna karşı sosyal düzeni korumayı vaat eden radikal sağ partilere kaydıkları görülmüştür. Devletlerin ve Avrupa Birliğinin karşılaştıkları problemler ise daha çok Müslüman nüfusun Avrupa değerine entegrasyonu ile alakalıdır.


Avrupa’da yaşayan ve yaşadıkları toplumun değerlerini benimseme veya orijin ülkelerinden getirdikleri değerlerin etrafında toplanıp gettolaşma gibi iki uç arasında gidip gelen Müslüman toplumu “Avrupa medeni ilkelerine” bağlamak adına ortaya atılan tezlerden biri de Euro İslam’dır. Farklı mecralar tarafından özellikle 11 Eylül olaylarından sonra dile getirilmeye başlanan Euro İslam tezi, Avrupalı bir Müslümanın, dininin şartlarını yerine getirirken aynı zamanda Avrupa değerlerine sahip olmasını önermektedir. Orijin ülkelerden göçmenler aracılığıyla Avrupa’ya ithal edilmiş İslam’ın evrensel bir İslam’a dönüşerek kaynağını direkt olarak Avrupa doğumlu Müslümanlardan alması Euro İslam düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Bu noktada 2018 yılı sonralarında Şansölye Merkel’in Almanya’daki camilerde görev alan imamların artık dış ülkeler yerine Almanya’da yetiştirilmesine dair verdiği demeç, Avrupa kaynaklı bir İslam fikrinin Avrupa devletlerinin ajandasında olduğunu göstermektedir. Müslümanların Avrupa değerlerine bağlanması amacının yanı sıra özel olarak Avrupa kıtası için tasarlanmış olan Euro İslam, İslam’ın daha medeni ve seküler bir halini ortaya koyarak Avrupa tarafından istenebilir bir İslam yaratma süreci olarak da okunabilmektedir. Müslüman topluluğun sahip olduğu “İslam’ın Avrupalılaşması” korkusunun karşısında, yüzyıllar süren bir kültürel birikim neticesinde oluşmuş “Avrupa’nın İslamlaşması” korkusu duyan sağ muhafazakâr seçmen için Euro İslam düşüncesi, kutuplaşmayı engelleyecek bir çözüm olarak öne sürülmektedir.


Fransa’da aşırı sağcı National Front, Almanya’da Alternative für Deutchland başta olmak üzere tüm Avrupa’da yükselişte olan aşırı sağ, ekonomik durumu iyi olmayan orta alt kesim Avrupalı seçmenin oyunu her seçimde daha fazla almaktadır. Bu siyasi uçlara yöneliş boyunca ortaya çıkan şiddet eylemleri, gitgide medyayı daha fazla işgal etmektedir. Geleneksel olarak ülke siyasetinde geniş yer kaplayan merkez partilerden aşırı sağa kaymaya başlayan seçmenler için söylemlerini sertleştiren liderler, Euroislam fikrini Avrupa-İslam ikileminde bir kurtarıcı olarak ele almakta ve seçmenlerini rahatlatmaya çalışmaktadır. Macron ve Merkel’in söylemleri, Almanya’nın, Türkiye’den gelen imamlar yerine imamları Almanya’da yetiştirmek istemesi ve Avrupa ülkelerinin, Müslüman azınlıklar için devlet uhdesinde kurulan organizasyonları ön plana çıkarması, Euroislam tezinin gündemde olduğunu göstermektedir. Geçmişten bugüne artan mülteci sorunu nedeniyle her geçen gün muhafazakârlaşan Avrupalı seçmenin merkezde kalması adına söylemlerin sertleştiği Avrupa siyaseti, Müslüman azınlıklar noktasında sosyal bir asimilasyon politikası gütmekte ve nihayetinde kültürel olarak aynı, ibadet açısından farklılık gösteren bir toplum tahayyül etmektedir.


KAYNAKÇA

Bader, Veit. “The Governance of Islam in Europe: The Perils of Modelling,” Journal of Ethnic and Migration Studies, 33/6 (2007): 871-886.

Goldberg, Mark Leon. “European Union Releases Facts and Figures for Migrant and Refugees Arrivals in 2018”, UN Dispatch, 11.12.2018. https://www.undispatch.com/european-union-releases-facts-and-figures-for-migrant-and-refugees-arrivals-in-2018/

Karic, Enes. “Is ‘Euro- Islam a Myth, Challange or a Real Opportunity for Muslims and Europe,” Journal of Muslim Minority Affairs, 22/2 (2002): 435-442.

Lubbers, Marcel, Merove Gıjsberts & Peer Scheepers, “Extreme right-wing voting in Western Europe,” European Journal of Political Research, 41:1 (2002): 345-378.

Roy, Oliver. “Euroislam: the jihad within?,” The National Interest, 18/1 (2003): 63-73.

Savage, Timothy M. “Europe and Islam: Crescent Waxing, Cultures Clashing,” The Washington Quarterly, 27/3 (2004): 25-50.

Tibi, Bassam. “Ethnicity of fear? Islamic migration and the ethnicitization of Islam in Europe, Studies in Ethnicity and Nationalism, 10/1 (2010): 126-157.

Tibi, Bassam.  “Euro-Islam: The Quest of İslamic Migrants and of Turkey to Become European in a Secular Europe,” Turkish Politicy Quarterly, 3/1 (2004).

Yükleyen, Ahmet. “Compatibility of “Islam” and “Europe”: Turkey’s EU Accesion,” Insight Turkey, 11/1 (2009): 115-131.

“Almanya Artık Türkiye’den İmam İstemiyor”, Sputnik Türkiye, 06.04.2019. https://tr.sputniknews.com/avrupa/201904061038647290-almanya-artik-turkiyeden-imam-istemiyor/

“Syria Regional Refugee Response”, UNHCR. https://data2.unhcr.org/en/situations/syria


* Yüksek Lisans Öğrencisi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi


Eklenme tarihi: 12 / 09 / 2019
Haber Okunma: 593







Önceki: Yemen'de insan hakları ihlallerine her gün yenisi ekleniyor
Sonraki: Artktik'te ABD'nin denge arayışı: Grönland