ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Artktik'te ABD'nin denge arayışı: Grönland


Ali BERKUL* 




ABD kendi güvenliğini sağlaması açısından önemini II. Dünya Savaşı esnasında keşfettiği Grönland’ı, Soğuk Savaşın ilk yıllarında satın almak istemiştir. 1946 senesinde Başkan Truman’ın 100 milyon dolara denk gelen altına karşılık yaptığı teklifle Grönland’ı Danimarka’dan satın almak istemiş fakat başarılı olamamıştır. Başkan Trump yönetiminde ise, Danimarka’nın özerk bir bölgesi olan bu adanın satın alınması düşüncesi geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme gelmiştir. Stratejik olarak önemli sayılacak bu “emlak antlaşmasını”, Danimarka Başbakanı Mete Frederiksen “absürt” bulduğunu ve “ABD’nin bu konuda ciddi olmadığını umduğunu” söyleyerek reddetmiştir. ABD Başkanı Trump, bu cevaplara binaen Danimarka ziyaretini iptal ettiğini ve ileriki bir tarihte tekrardan ayarlanacağını iletmiştir. Trump’ın bu kararı “hayal kırıklığı yaratan”, aynı zamanda Danimarka ve Grönland halkının “onurunu zedeleyici” bir hareket olarak görülmüş ve Trump yönetimi “Grönland olarak sayılacak bir yerimiz var ve ona Alaska diyoruz” gibi ülke içinden gelen tepkilerle karşılaşmıştır. Fakat Başkan Trump’ın Danimarka’nın Grönland’a her sene aktardığı 500 - 600 milyon $ arasında değişen kaynağı ödemekte zorlandığını duymasıyla %81’i buzlarla kaplı adanın alınmasının araştırılması üzerine danışmanlarına verdiği direktifinin asıl nedenleri üzerinde durulmamıştır.



Bağımsızlık ilanı sonrası gerek savaşarak gerekse toprak satın alarak sınırlarını genişleten ABD, 1867 senesinde Alaska’nın Çarlık Rusya’sından satın alınmasıyla bir Arktik ülkesi haline gelmiştir. ABD, yavaş yavaş jeopolitiğin merkezi olmaya başlayan Arktik bölgesinde daha aktif rol oynamak istemektedir. Fakat gerek Arktik bölgesindeki sınırlarının darlığı gerekse ekonomik ve askeri kapasitesini tam olarak bölgeye yansıtamaması, ABD’yi bölgede aktif rol oynamaktan alıkoymaktadır. Bu yazıda, ABD’nin dünyanın en büyük adası olan ve Pasifik ile Atlantik Okyanusu’nu bağlayan noktada bulunan Grönland’ı, iklim değişikliğinin etkilerinin görülmeye başlandığı bu dönemde neden şimdi satın almak istediğinin sebepleri üzerinde durulacaktır. Bu bağlamda, yazıda, ABD’nin Grönland’ı almak istemesinin sebeplerinin Arktik’te Rusya’ya ve Çin’e karşı stratejik dengeyi yakalamak ve bu güçlerin Arktik’teki etkinliğini kendi aktifliğini artırarak sınırlamak olduğu iddia edilmektedir. Bu iddia, 3 boyutta incelenecektir. Bunlar; (i) ABD’nin hâkimiyet alanını genişleterek enerji ve mineral kaynaklarını kontrol etme isteği; (ii) Çin-ABD ticaret savaşından dengeli bir sonuçla ayrılmak istemesi; (iii) Rusya ile Çin’in Arktik bölgesindeki artan aktivizmini dengeleme arzusudur.



Konunun daha anlaşılır kılınabilmesi açısından Grönland’ın bulunduğu Arktik bölgesinin iklim değişikliğinin etkilerinin görülmesiyle birlikte artan öneminden bahsedilmesi gerekmektedir. Snow, Water, Ice and Permafrost in the Arctic’in (SWIPA) raporuna göre, Arktik bölgesi, dünyanın diğer bölgelerine nazaran 2 kat fazla ısınmaktadır. Dolayısıyla Arktik Okyanusu’ndaki buzullar hızla erimekte ve buzulların erimesi deniz tabanının incelenmesine olanak sağlamaktadır. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’nun (United States Geological Survey- USGS) yaptığı araştırmalar sonucu 2008 senesinde sunduğu rapora göre, Arktik bölgesi, dünyanın keşfedilmemiş petrol kaynaklarının %13’ünü ve doğalgaz kaynaklarının %30’unu bulundurmaktadır. Buradaki toplam enerji kaynakları 2018 senesinde kanıtlanmış toplam rezervlerle mukayese edildiğinde ise “dünya petrol rezervinin yüzde 6’lık, dünya doğalgaz rezervinin de yaklaşık yüzde 25’lik kısmına” denk geldiği görülmektedir ki bu karşılaştırma bölgenin büyük bir potansiyeli olduğunu gösterir. Bu potansiyel, bölge içinden olduğu kadar bölge dışından olan ülkelerin (Çin, Hindistan, Japonya, Fransa, İngiltere ve İspanya gibi) enerji şirketlerini bölgeye çekmekte ve bir an önce çıkartım faaliyetlerine başlamaları için cezbetmektedir. Enerji kaynaklarına ek olarak, bölgedeki maden rezervlerinin keşfedilmesiyle gelişen madencilik ve çıkarılan mineral ve elementlerin ekonomik olarak değerli oluşu, bölgenin önemini artıran diğer bir faktör olarak görülmektedir. Bu bölge, periyodik cetvelde nadir olarak adlandırılmış elementlerin hemen hemen hepsini barındırmaktadır. Nadir elementlerin ekonomik olarak değerli olması, AB ve Çin gibi bölge dışı güçlerin de bu elementlerin çıkarımından pay alabilmek için iştahını kabartmaktadır. Ayrıca, Arktik bölgesinde Kuzey Deniz Yolu (Northern Sea Route- NSR) ve Kuzey-Batı Koridoru (North-West Passage- NWP) olarak adlandırılan ve dünyanın şeklinden dolayı ülkeler arasındaki mesafeyi kısaltacak olan iki deniz ticaret yolu bulunmaktadır. NSR’ın Yokohama (Japonya) ile Rotterdam (Hollanda) arasındaki mesafeyi %30 oranında kısalttığı, NWP’in ise aktif olarak kullanılan ve Panama Kanalından geçen ticaret yolunu yaklaşık olarak %37 oranında kısalttığı gözlemlenmiştir (Harita 1). 




Harita 1: Kuzey Deniz Yolu ve Kuzey-Batı Koridoru    



Kaynak: https://www.intellinews.com/russia-opens-up-the-icy-northeast-sea-route-transport-route-to-asia-134393/?source=russia



İklim değişikliğinin bölge üstündeki etkilerine paralel olarak bu yolların gemi trafiğine açık olduğu gün süresi daha da uzamaktadır. Gemi trafiğine açık gün sayısının artması, bu iki ticaret yolunun güzergâhında korsanlık faaliyetlerinin bulunmaması, yolların sağladığı yakıt ve gün tasarrufuyla birlikte göz önüne alındığında bu yolları daha ekonomik yapmakta dolayısıyla da daha cazip kılmaktadır. NSR ve NWP’den yapılan geçişin son 8 yıllık dönemde sürekli olarak artış göstermesi ileride Arktik Okyanus’u buzsuz hale geldiği zaman bu yolların daha çok tercih edileceğinin sinyalini vermektedir. Ek olarak, bu yollardan yapılan geçişlerin artması ve Arktik bölgesinin vahşi yaşamını deneyimleme fikri, bölgede yeni bir turizm potansiyeli oluşturmuştur. Dolayısıyla bölgenin turizm olanakları iklim değişikliğinin etkilerinin görülmesiyle birlikte artış göstermiştir. Hatta bölge dışından olan Çin, bölgedeki turizm faaliyetlerinin içinde aktif rol oynamaktadır. Son olarak, bölgedeki daha fazla alanın taranabilir hale gelmesi, balıkçılığı pozitif yönde etkilemiştir. Artan balıkçılık potansiyeli ve balıkçılığın kıyıdaş ülkelerin ekonomisinde değişen oranda olmakla birlikte önemli paya sahip olması, Grönland’ın da içinde bulunduğu Arktik bölgesinin önemini her geçen gün artırmaktadır. 



Bu bağlamda, Arktik bölgesindeki kıyıdaşlar arasındaki bölgenin nimetlerinden daha fazla yararlanma arzusu, sınır uyuşmazlıklarını tekrardan alevlendirmiştir. Çünkü yukarıda belirtilen kaynaklar ve deniz yolları, büyük oranda kıyıdaş ülkelerin kıta sahanlıkları içinde yer almaktadır. Kıyıdaş ülkeler gerek gelişen uluslararası normların etkisiyle gerekse aralarında yaptıkları antlaşmaların deniz sınırlarını belirlememiş olması sebebiyle, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) belirleme konusunda çakışan taleplerde bulunmaktadır. Bölgenin sahiplik statüsündeki muğlaklık ve bölgenin nimetlerinden bir an önce faydalanabilmek için çakışan iddiaların kıyıdaş ülkeler tarafından çözümlenmesinin istenmesi üzerine, kıyıdaş ülkeler 2008 Illusiat Deklarasyonuyla 1982 Birleşmiş Milletler Denizler Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) maddelerine atıfta bulunularak sınırlandırmaların yapılması konusunda anlaşmıştır. Buna göre, kıyıdaş ülkeler BMDHS’yi onayladıktan sonra jeolojik delillerle destekledikleri başvuru belgelerini 10 sene içinde Birleşmiş Milletler Kıta Sahanlığı Belirleme Komisyonu’na (BMKSBK) sunacakları konusunda uzlaşmışlardır. Bu deklarasyona göre, kıyıdaş ülkeler egemenlik iddialarını yeni delillerle destekleyip yeniden sunma hakkına sahiptirler. Bölge ülkeleri yukarıda belirtilen hususlarda anlaşmış olmalarına rağmen, Arktik bölgesinde halen çözüm bekleyen 5 sınır uyuşmazlığı mevcuttur. Danimarka (Grönland), Kanada ve Rusya’nın içinde bulunduğu sınır anlaşmazlığının incelenmesi konunun kavranması açısından önemlidir. 




Harita 2: Arktik Bölgesindeki Ülkelerin Toprak İddiaları   


Kaynak: 

Danimarka (Grönland aracılığıyla), Rusya ve Kanada, Lomonosov Sıradağlarının kendi anakaralarının doğal uzantısı olduğunu jeolojik delillerle belgeleyerek hak iddialarını BMKSBK’ye sunmuştur. Hak iddia edilen bölge kabaca her ülkenin kendi alanlarından başlayarak Kuzey Kutbuna kadar olan alanı kapsamaktadır (Harita 2). Yeni yapılan araştırmaların ışığında, adı geçen 3 ülke en son iddialarını sırasıyla, 2014, 2015-2016 ve 2019 senelerinde yapmışlardır. BMKSBK’nın 2027 senesinde hak iddialarını karara bağlaması beklenmektedir. 



Bu bilgiler ışığında, Amerika’nın adayı satın almayı istemesinin ilk boyutunun, kendi hâkimiyet alanını genişletme isteği ve Grönland’ın Kuzey Kutbuna kadar ilan ettiği alanı kontrol etme gayesi olduğu iddia edilebilir. ABD’nin bölgedeki hâkimiyet alanını genişletme isteği güvenlik ve ekonomi alt başlıklarında incelenebilir. Kuzey Kutbuna kadar etki ve kontrol alanını genişletmek, ABD için kendi güvenliğini sağlaması açından tarihin belirli noktalarında Grönland’a biçtiği stratejik rolden dolayı önemlidir. 20. yy’ın en yıkıcı savaşında, ABD, Alman U-botlarının denizlerdeki etkinliğinin azaltılmasına yönelik olarak Grönland üzerinden de savaş stratejisi belirlemiş ve gemilerinin güvenliğini sağlamıştır. Dahası, Grönland’ın sınırları içinde Thule hava üssünü kurmuş ve Soğuk Savaş esnasında erken uyarı ve gözlem özelliklerine sahip hava üssünün kapasitelerini geliştirerek kendi güvenliğinin tesisi doğrultusunda kullanmıştır. 21. yy’a gelindiğinde ise, iklim değişikliği sonucu coğrafi olarak durağanlığın ötesinde olan bu coğrafyada, Grönland, ABD’nin güvenliği açısından önemini korumuştur. Böylelikle ABD, Arktik’teki ülkelerin kıyı şeritlerinin toplamının yarısından daha fazlasına sahip olan Rusya’nın Kuzey Kutbu’na kadar genişlemesini, Grönland’a yerleştirebileceği askeri unsurlarla kontrol altına alabilecektir. Dahası, bölgedeki müttefiki olan Norveç ile birlikte, Rusya’nın Kuzey filosunu doğudan Alaska, batıdan ise Grönland üzerindeki güvenlik unsurlarıyla sayısal ve kapasite olarak dengeleyebileceği adımları atabilecektir. Yani ABD’nin Rusya ile Arktik’te stratejik dengeye ulaşma ve Arktik’te görünürlüğünü artırması açısından Grönland’ı satın almak istediği düşünülebilir. 



Askeri boyutunun yanında, geniş hâkimiyet alanı ABD’nin bölgenin zenginliklerine ulaşması konusunda elini güçlendirecektir. Her ne kadar Grönland’ın açıklarında enerji kaynaklarını arama çalışmaları istenilen sonuçları vermese de, 2014 senesinde yeni parseller ihaleye çıkarılmıştır. Çünkü Grönland’ın ekonomik bölgesinde 49 milyar varil petrol eşdeğerinde petrol ve gaz olduğu ileri sürülmüştür. Bu rakam, Arktik bölgesinde var olduğu düşünülen toplam enerji kaynağı rezervlerinin önemli bir kısmına denk gelmektedir. Hatta petrol rezervlerinin çokluğuna göre 25 parçaya ayrılan Arktik bölgesinde, Grönland’ın ekonomik bölgesi 4. sırada bulunmaktadır. Şu ana kadar Grönland açıklarında istenilen büyüklükte enerji kaynağı rezervine ulaşılamamış olsa da, iklim değişikliğinin artan etkileri sonrası istenilen sonuca ulaşılabileceği düşüncesi, Obama dönemi sonrası yeşil ve temiz enerjiyi bir nebze terk eden ABD’nin enerji güvenliği için önem teşkil etmektedir. Adanın satın alınması, ABD’nin enerji güvenliğini sağlaması açısından ileriki dönemler için bir miras olarak kalacaktır.   



Adanın ekonomik bölgesindeki mineral ve nadir element rezervleri göz önüne alındığında, ABD’nin adayı kendi ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini sağlaması açısından da önemli kılmaktadır. Adanın sınırları içinde periyodik cetvelde nadir olarak adlandırılan ve gelişmiş teknoloji ürünlerinin yapımında kullanan kaynaklar (metal, uranyum, berilyum, zirkonyum, praseodim, vb.) bulunmaktadır. Bu rezervlerin dünya rezervlerinin yaklaşık olarak %35’ini oluşturduğu düşünülmektedir. Bu elementler, füze teknolojisinden batarya üretimine ve hatta nükleer enerji üretimine kadar olan birçok alanda kullanılmaktadır. Aslında bu noktada, ABD’nin Arktik bölgesinde geniş hâkimiyet alanı elde etme arzusu, ekonomik değer taşımasından dolayı konuyu ikinci boyutla bağlantılı hale getirmektedir. Çünkü bu kaynakların çıkartılması ve işlenmesi konusunda Çin, dünya genelinde %90’lık bir oranla neredeyse tekel durumundadır. ABD bu kaynakların ithalatında %80 oranında Çin’e bağımlıdır. Çin-ABD ticaret savaşı devam ederken, Çin’in bu kartını ABD’nin ekonomisine darbe vurmak için kullanabilecek olması, ABD’yi adayı almaya iten sebeplerden bir diğeri olduğu söylenebilir. Çin’in bu ürünlere %25 oranında ek vergilendirme yapması, kısa vadede çözüm arayan ABD’yi adanın alınmasına doğru yönelmesine sebep olmuştur. 



Grönland’ın satın alınmak istenmesinin ABD-Çin ticaret savaşıyla ve Çin’in artan etkinliğiyle bağlantısını kavramak için Çin’in Arktik politikasına bakılması önem teşkil etmektedir. Çin bölgeye duyduğu ilgisini, 2018 senesinde yayımladığı ilk Arktik stratejisiyle resmi olarak duyurmuştur.  Kendisini “yakın-Arktik ülkesi” olarak tanımlayan Çin, Tek Yol Tek Kuşak projesinin ismini Kuşak ve Yol olarak değiştirip, Polar İpek Yolu girişimiyle bu projeyi genişletmiştir. Çin’in bu yeni projesini kuzeyden Rusya’nın Kuzey Deniz Yolu ile bağlaması ve başta Rusya olmak üzere diğer Arktik ülkelerinin enerji, balıkçılık, turizm, madencilik ve ulaştırma sektörlerine yönelik artan yatırımları, ABD’nin Çin’in Arktik bölgesinde artan ekonomi temelli aktivizmini engellemek adına adayı satın almaya iten sebeplerden diğeridir. Çin’in yeni projeleri ve artan yatırımları, ABD tarafından uluslararası ekonomideki lider pozisyonunu kaybedebileceği düşüncesini körüklemiştir. Grönland’da yapımından vazgeçilen Çin destekli havalimanı ve liman projelerinin bir nebze olsun ABD’nin elini rahatlattığı söylenebilir. Fakat Rusya’nın egemen sularında ve araştırma yapmak için Arktik bölgesinin belirli yerlerinde artan Çin unsurları, ABD’nin jeopolitik ve jeoekonomik kaygılarını diri tutmaktadır. Çünkü ABD, sivil nitelik taşıdığı iddia edilen bu projeleriyle bölge dışından olan Çin’in ve Arktik ülkesi olan Rusya’nın askeri unsurlarının bölgeye yerleştiğini düşünmektedir. ABD’nin buzkıran gemisinin sayı ve kapasite bakımından yetersiz olması, Çin’in ikinci buzkıran gemisinin yapımına başlanacağını duyurması ve Rusya’nın bölgedeki en geniş buzkıran filosuna sahip olması, ABD’yi bölge için ihtiyaç duyduğu aktif askeri ve ekonomi politikaları takip etmekten alıkoymaktadır. Bu bağlamda, bölgesel yatırımlarda aktif rol alan Çin’e karşı, ticaret savaşlarında ve denizlerdeki hâkimiyetini korumak isteyen ABD için Grönland’ın stratejik bir önemi vardır. Grönland sınırlarındaki askeri limanın Çin tarafından satın alınmasının şimdilik engellenmesinde kullandığı diplomasi unsurunun yanında, ABD, ancak adanın satın alınmasıyla bu tarz projelerin orada yapılmasını kökten engelleyebilir. 




En son boyuttan incelendiğinde ise, ABD’nin Rusya’yı Arktik bölgesinde dengeleme politikasında Grönland, yukarıdaki tartışmadan da anlaşılabileceği gibi coğrafi konumu sebebiyle ABD için stratejik bir yerdedir. Diğer bir deyişle, Rusya’nın Kuzey Filosu’nun batıdan kontrol altına alınabilmesi ve Rusya’nın Kuzey Kutbu’na genişlemesinin jeopolitik etkilerinin azaltılabilmesi için hayati bir öneme sahiptir. Grönland’ın alımıyla çoğunluğu Rusya’nın egemen olduğu sulardan geçen NSR’ın ikinci ayağından geçen ve Kuzey Kutbu’ndan geçmesi beklenen Kutup Deniz Yolu üstündeki Rus etkinliğini azaltabilecektir. İlke olarak bu yolların uluslararası statüye sahip olduğunu iddia eden ABD, Güney Çin Denizinde Çin’in alanını daraltıcı hamleler yaptığı gibi Rusya’ya karşı Rusya’nın Arktik’teki faaliyet alanını daraltmaya çalışan hamleler yapabilecek pozisyon elde edebilecektir. Elde edilebilecek bu pozisyonla, buzkıran filosundaki eksiklikler bertaraf edilebilecek ve Arktik’te güçlenen ABD’nin yanında yer alacak NATO ülkeleriyle birlikte Rusya ve Çin’e karşı ulaşmak istediği dengeyi sağlayabilecektir. Son olarak, Soğuk Savaş döneminin ünlü çevreleme politikası, Grönland’ın ABD tarafından olası satın alımıyla kendisinin önderliğinde yeniden şekillendirilebilecek ve ABD’nin Arktik’te stratejik dengeyi sağlamak adına bölgenin jeopolitik düzenlemelerini yeniden yapılandırabileceği bir alan sağlayacaktır. 



Sonuç olarak, Başkan Trump’ın ciddiye alınmayan sözleri aslında Grönland’ın ABD’nin Arktik bölgesi için düşündüğü geniş jeopolitik yapılanmanın önemli bir parçası olduğunu göstermektedir. ABD adanın satın alınmasıyla birlikte Arktik bölgesinde genişleteceği hâkimiyet alanına dayanarak ve bu adanın alımının ekonomi ve güvenlik alanlarında yaratacağı etkiyle birlikte Rusya’yı ve Çin’i bölgede dengelemeyi amaçlamaktadır.



KAYNAKÇA


Allington, Adam ve Stephen Lee. “In Race for Arctic Resources, China Sets Sights on Greenland”, Bloomberg Environment, 10.04.2018. https://news.bloombergenvironment.com/environment-and-energy/in-race-for-arctic-resources-china-sets-sights-on-greenland 

Conley, Heather A.. “We Already Have a Greenland. It is Called Alaska”, The Washington Post, 21.08.2019. https://www.washingtonpost.com/opinions/2019/08/22/we-already-have-greenland-its-called-alaska/?noredirect=on

Daly, Tom. “Update 2- Greenland Will Offer Oil, Gas Concessions Next Year”, Reuters, 31.10.2017. https://www.reuters.com/article/greenland-china-oil-gas/update-2-greenland-will-offer-oil-gas-concessions-next-year-minister-idUSL4N1N63TY 

Dewan, Angela ve Michelle Toh. “Here’s What It Could Cost for America to Buy Greenland (If It is for Sale, That is)”, Edition CNN, 21.08.2019. https://edition.cnn.com/2019/08/16/business/how-much-greenland-cost-intl/index.html 

Marc Lanteigne ve Mingming Shi. “China Steps up Its Mining Interests in Greenland”, The Diplomat, 02.12.2019. https://thediplomat.com/2019/02/china-steps-up-its-mining-interests-in-greenland/

McDonald, Jordan. “Here’s Why Trump Wants to Buy Greenland”, CNBC, 21.08.2019. https://www.cnbc.com/2019/08/21/heres-why-trump-wants-to-buy-greenland.html 

Moyniham, Harriet. “Çin, Kuzey Kutbu’nda Yönetişim Heveslerini Genişletiyor”, 04.02.2019. http://yenidunyagundemi.com/haber/cin-kuzey-kutbunda-kuresel-yonetisim-heveslerini-genisletiyor-18662.html 

Olsen, Jan M.. “Greenland Fallout: Trump’s Cancelled Trip Blindsides Denmark”, The Denver Post, 21.08.2019. https://www.denverpost.com/2019/08/21/trump-denmark-greenland-for-sale/ 

Sağsen, İlhan. “Arktik Bölgesi Jeopolitiği”, Anadolu Ajansı, 22.04.2019. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/arktik-bolgesi-jeopolitigi/1459727 

Sağsen, İlhan. Arktik’te Rekabetin Yeni Adresi: Grönland, Anadolu Ajansı, 04.09.2019. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/arktik-te-rekabetin-yeni-adresi-gronland/1572939

Wilson, Emma (2015). Energy and Minerals in Greenland: Governance, Corporate Responsibility and Resilience, London: IIED.

“ABD’den Çin ve Rusya’ya Arktik Resti”, Vira Haber, 01.03.2019. https://www.virahaber.com/abdden-cin-ve-rusyaya-arktik-resti-52297h.htm 

“Assessment of Undiscovered Oil and Gas Resources in the Arctic”, USGS, Mayıs 2009, https://science.sciencemag.org/content/324/5931/1175/tab-pdf  

 “Eriyen Buzullarda Enerji Rekabeti”, İTO Haber, 21.08.2017. https://www.itohaber.com/haber/guncel/206697/eriyen_buzullarda_enerji_rekabeti.html

“ Grönland’dan Trump’a Tepki: Satılık Değiliz”, BBC Türkçe, 16.08.2019.  https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-49367733 

“Trump Cancels Visit After Denmark Dismisses Greenland Sale”, The Local, 21.08.2019. https://www.thelocal.dk/20190821/trump-cancels-visit-after-denmark-dismisses-greenland-sale 


* Araştırma Görevlisi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü




Eklenme tarihi: 12 / 09 / 2019
Haber Okunma: 451







Önceki: Euro İslam ve Avrupa’nın Çıkmazı
Sonraki: Yunanistan ile Kuzey Makedonya arasındaki isim krizi