ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Realist Teori Bağlamında “DOGVILLE” Film Analizi




REALİST TEORİ BAĞLAMINDA “DOGVILLE” FİLM ANALİZİ

Eylül Yağmur SEVER*

Dogville filmi, Dogma 95 akımının öncülerinden biri olan Lars von Trier tarafından 2003 yılında çekilmiştir. Söz konusu akım her türlü illüzyon ve yapaylıktan kaçınarak yalnızca gerçekliği merkeze almayı amaçlamaktadır. Dogville tek bir mekânda çekilmiş; duvar, kapı, çiçek vb. birçok dekor kullanılmamış; varlıkları yere yazılmış yazılar ve oyuncular vasıtasıyla seyirciye aktarılmıştır. Yönetmen, Dogville ile öncüsü olduğu akımın tüm gereklerini yerine getirmemiş olsa da söz konusu tercihleri ile birtakım kısıtlamaları aşarak filmin mesajına ve hikâyenin gerçekliğine dikkat çekmek istediğini göstermektedir. ABD karşıtlığı, göçmenlik, sömürü, Hıristiyanlık gibi birçok açıdan ele alınmış ve alınabilecek olan Dogville filmi bu metinde realist teori bağlamında incelenecektir.

Film 1930’lu yılların Amerika’sında Dogville isimli çok küçük bir kasabada geçmektedir. Tek girişi olan kasabanın diğer tarafı kapalıdır ve kasabaya gelen kimse olmadığı gibi kasaba sakinlerinden kimse de dışarı çıkmamaktadır. Bir gece silah sesleri duyulur ve Grace adında bir kadın gangsterlerden kaçarak bu kasabaya sığınır. Genç kadın gangsterler için çok önemlidir ve kadını buldukları takdirde para vereceklerini bile söylerler. Kasabada bir toplantı yapılır ve başı belada olan Grace’e iyi niyetini kanıtlaması için iki hafta gibi bir süre tanınır. Grace herkese yardım teklif etse de herkes kendine yetebilmekte ve hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını söylemektedir. Grace her işi yapmaya razıdır çünkü kasabada kalmak istemektedir. Burada realizmin varsayımlarından biri olan hayatta kalma önceliği devreye girmektedir. Güvenlik her şeyin önündedir ve ön şarttır; çünkü ancak güvenlik sağlandığı takdirde geri kalan amaçlar ulaşılabilir hale gelmektedir. Dolayısıyla neden gangsterlerden kaçtığını söylememesine rağmen onun için tek güvenli yer Dogville’dir.[1]

Nihayetinde Dogville sakinleri yardımcı olmak adına küçük işler yaratırlar. Böylelikle genç kadın her gün her haneye bir saat giderek işlere yardımcı olacak ve karşılığında cüzi bir miktar para kazanacaktır. Netice olarak Grace Dogville sakinleri ile çok iyi anlaşır ve kalmasına karar verilir. Karar yine bir toplantıda alınır; oy birliği şartı vardır ve karar alınırken Grace orada bulunmaz. Bu durum realizmin öne sürdüğü devlet yapısının bütüncül olduğu varsayımına uymaktadır. Realizme göre temel aktör olan devlet bilardo topu gibi hareket etmekte, bütünün çıkarlarını esas almakta ve iç anlaşmazlıklarını içeride çözerek dışarıya tek bir karar ile çıkmaktadır.



Kaynak:https://anotherdigitalmedia.home.blog/2019/01/18/dogville-as-a-little-box-community-in-the-world-of-glocalization/.

 

Her şey güzel ilerlerken bir akşam kasabaya önce üzerinde Grace’in fotoğrafı olan bir kayıp ilanı, bir süre sonra ise soygundan arandığına ilişkin bir ilan gelir. Herkes Grace’in suçlu olmadığını bilmektedir, yine de polisin kasabaya gelmesinden rahatsız olmuşlardır. O gece Grace’in yer almadığı bir toplantı daha yapılır ve “sembolik bir tepki”ye karar verilir. Artık Grace’in bu ilanlar asılıyken Dogville’den başka bir yere gidemeyeceğini ve orada kalmaya mecbur kaldığını anlamışlardır. Yeni alınan karara göre eğer kasabada kalmak istiyorsa bundan sonra herkesin evine günde iki kez gidecek ve ücretine kesinti yapılacaktır.  Bu durum realizmin temel argümanını doğrular niteliktedir. Bu argümana göre güç ve çıkar mücadelesi her şeyin temelidir. Her aktör çıkarları doğrultusunda hareket etmekte ve amaçladıklarına ulaşmak istemektedir. Bu doğrultuda güce ihtiyaç vardır. Filmde bu güç polis sayesinde ortaya çıkmıştır. Kasaba sakinleri, genç kadının Dogville’de kalmak zorunda olması ve istedikleri zaman polisi arayabilecek olmalarından doğan gücü çıkarlarını arttırmak için kullanmaktan çekinmemişlerdir.

Realist teoride kendi kendine yardım (self-help) kavramı bulunmaktadır. Buna göre güvensizlik ortamında her aktör hayatta kalabilmek adına kendi başının çaresine bakmak zorundadır. Grace’in bunu yapamadığı aşikar hale geldikten sonra kasabada her şey değişmiştir. Eskiden kibar ve düşünceli olan Dogville halkı; genç kadını kötü davranmaya ve tehdit etmeye başlamışlardır. Kasabanın erkekleri tarafından yapılan tacizler gittikçe artmış ve tecavüzler başlamıştır. Kasabanın biricik misafiri olan Grace, şartların değişmesiyle köle haline gelmiştir. Bunlara dayanamayarak kaçmaya çalışan kadını yakalamışlar ve boynuna çıngıraklı bir kelepçe takarak demir bir tekerleğe zincirlemişlerdir. Böylelikle muğlâk olan mutlaklaştırılmıştır. Tecavüzler artık herkesçe bilinir hale gelmiş ve kötü muamele katbekat artmıştır. Bu durum realist teoride anarşizm ile açıklanmaktadır. Realizme göre uluslararası sistem anarşiktir ve bir üst otorite olmadığı için güçsüz olan aktör güçlü olan aktörün tahakkümü altına girmektedir. Küçük kasabada değil bir polis karakolu, belediye binası bile bulunmamaktadır. Dogville halkının istediklerini yapabilmesinin bir sebebi de işte bu üst otorite eksiliğidir. Bir üst otorite olmaması, Grace’in kendi kendine yardım kabiliyetinden yoksun olması ile birleştiğinde kötü olaylar birbirini izlemiştir.



Kaynak: https://www.imdb.com/title/tt0276919/mediaviewer/rm2838519296.

 

Realizmin önde gelen düşünürleri insan doğasının bencil ve hırslı olduğu konusunda anlaşmaktadırlar. Niccolo Machiavelli insan doğasının kötü olduğunu ileri sürerken[2]; Thomas Hobbes, insanların rekabet, güvensizlik ve şeref duygusuyla hareket ettiklerini ileri sürmektedir. Hobbes, doğa durumunda “daimi bir korku ve şiddetli ölüm tehlikesi” olduğunu ve insan hayatının “yalnız, sefil, iğrenç, vahşi ve kısa” olduğunu söylemektedir. Konu ile ilgili uzun süre düşünmemiş kişilere fikirlerinin garip gelebileceğini ve vardığı sonuca inanmak için tecrübeye ihtiyaç duyabileceklerini de eklemektedir.[3] İşte bu noktada Dogville filmi bir bakıma Hobbes’un fikirlerinin simülasyonu niteliğindedir. Bunu yaparken kişileştirme yoluna gidildiği söylenebilmektedir. Dogville sakinleri insan doğasındaki kötülüğü temsil ederken, Grace iyiliği temsil etmektedir. Zira ona yapılan her kötülüğe karşı affedici olan Grace, asla kin ve öfke duymamaktadır. Öte yandan öncesinde kendi kendine yetebildiğini söyleyen kasabalıların zaman içerisinde keyfi istekleri artmış, şartlar değiştikçe tavırları da değişmiş ve çıkarları doğrultusunda körleşmişlerdir.

Bir noktada tekrar bir toplantı düzenlenir ve bu toplantıda Grace başına gelenleri kelimesi kelimesine Dogville halkının yüzüne karşı anlatır. Buna rağmen hepsi yaşananları inkâr etmiş, komşularının suçlu olduğuna inanmak istememişlerdir. Zira bir diğerinin yaptığı kötülüğü kabul etmek kendi yaptıklarıyla da yüzleşmelerine sebep olacaktır. Netice olarak Grace’in lanetli olduğuna ve kasabadan gitmesi gerektiğine karar verilmiştir. Genç kadından kurtulmak için gangsterleri arayarak Grace’in Dogville’de olduğunu söylerler. Çünkü artık Grace’den sağlayabilecekleri bir menfaat kalmamıştır ve gangsterlerin onlara vereceği ödülü arzulamaktadırlar. Gangsterler geldiğinde şartlar değişmiştir, çünkü gangsterlerin liderinin Grace’in babası olduğu ortaya çıkmıştır. Grace babasının kibir ve kötülüğünden kaçarak Dogville’e sığınmış fakat bulduğu yalnızca saf kötülük olmuştur. Dogville halkı ile Grace arasındaki güç dengesi, Dogville halkının eliyle tersine dönmüştür.

Hobbes’a göre insan yalnızca ölüm korkusu duyduğunda yada bir şeyleri elde etmek istediğinde barışa yönelmektedir.[4] Dogville’de de böyle olmuştur. İşlerin kendi aleyhine gittiğini anlayan Dogville halkının sözcüsü Tom, Grace’in yanına giderek özür dilemiş ve pişman olduğunu söylemiştir. Grace’in babası ise her şeyi affetmenin asıl kibir olduğunu söyler. Kötülüğü affetmek daha fazla kötülükten başka bir şeye yok açmamaktadır. İnsan doğasını köpeklerin doğasına benzetmekte ve kötülüğü yaparak sorumluluk almış kişilerin cezalandırılarak bundan ders almaları gerektiğini savunmaktadır. Babasının gelmesi ile Grace’in ihtiyacı olan güç eline geçmiştir ve bu gücü nasıl kullanacağına karar vermesi gerekmektedir. Nihayetinde Grace elindeki gücü iyilik için kullanmaya karar vermiştir ve bunu yapmaya Dogville kasabasını yeryüzünden silerek başlayacaktır. Kasabadaki herkesin tek tek öldürülmesini ve evlerinin yakılmasını emretmiştir. Hatta çocukları olan ailelerin önce çocuklarının öldürülmesini ve ebeveynlere izletilmesini de eklemiştir. Aralarından yalnızca Tom isminde genç bir adamı kendisi vurur. Bu kişi Grace’i bulan, kasabayla tanıştıran, her zaman yanında olan ve Grace’e pratikte kötülük yapmayan tek kişidir. Fakat bununla birlikte elindeki imkânları kaybetmemek ve insanlarla ters düşmemek adına kötülüğü durdurmamış ve buna seyirci kalmıştır. Bu şekilde kötülüğü görüp sessiz kalan kişinin kötülüğü yapandan daha acımasız olduğu vurgulanmaktadır.

En basit haliyle anarşinin hâkim olduğu bir düzende insanların doğal hallerinin ortaya çıktığı, bunun kötülük olduğu ve bu kötülüğü yenmenin yolunun yine kötülükten geçtiği söylenmektedir. Aklında hiçbir intikam arzusu olmayan Grace bile eline güç geçtiği anda bunu kullanmaktan çekinmemiştir. Grace’in verdiği acımasız kararın izleyicilerin çoğunu rahatlattığı varsayıldığında film bir bakıma kendi sağlamasını yapmaktadır. Film tüm bu yönleriyle realist teorinin temel argümanlarını desteklemekte; güç, güvenlik, insan doğası, anarşi vb. kavramları örnekleme ve kişileştirme yoluyla gözler önüne sermektedir.

 


* Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi / e-mail: eylulysever@gmail.com

[1] Ersoy, Eyüp. (2014). Realizm. Ramazan Gözen (Der.), Uluslararası İlişkiler Teorileri içinde (ss. 163). İstanbul: İletişim Yayınları.

[2] Donnelly, Jack. (2013). Realizm. Keith Povey (Der.), Uluslararası İlişkiler Teorileri içinde (ss. 54). İstanbul: Küre Yayınları.

[3] Hobbes, Thomas. (1992), Leviathan, içinde (ss. 94-95). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

[4] Hobbes, Thomas. (1992), Leviathan, içinde (ss. 96). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

 

 

 

Eklenme tarihi: 23 / 10 / 2020
Haber Okunma: 224







Sonraki: 2008 Rusya–Gürcistan Savaşı