ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Güncel Gelişmeler Çerçevesinde Türkiye-Almanya İlişkilerinin Doğu Akdeniz Krizi’ndeki Rolü ve Geleceği




Ahmet Ziya Akın 

 Türkiye’nin İstikrarı Almanya’nın Çıkarınadır

                                                                                                                       Şansölye Angela Merkel


Tarihsel perspektiften bakıldığında, Almanya’nın siyasi birliğini tamamladığı 1871 yılından itibaren Türk-Alman ilişkileri giderek artan bir müttefiklik ilişkisi içerisine girmiştir. Dünyayı kasıp kavuran savaşların yaşandığı dönemlerde dahi kopmamış olan ikili ilişkilerin inişli çıkışlı bir serüvene sahip olduğu gözlemlenmektedir. Bütün bir Soğuk Savaş dönemi boyunca ortak çıkarlara yapılan vurgunun Türk-Alman ilişkilerinin atmosferini belirlemiş olduğu, hatta günümüzde Almanya’nın ulusal çıkarlarının ilerletilmesinde Türkiye’nin önemli rolünün vurgulandığı da görülebilmektedir[i].

Türkiye ve Almanya’nın demografik açıdan birbiriyle benzer iki ülke olsa da, ekonomik açıdan Almanya’nın Türkiye’den dört kat daha büyük olduğu gerçeği ikili ilişkilerin ruhunun tanımlanmasında ekonomik ilişkilerin konumunu özetler niteliktedir. Dış ticaretin ikili ilişkilerdeki konumuna ek olarak siyasi ve toplumsal bağların tamamlayıcı nitelikte olması Türk-Alman ilişkilerinin “çok boyutlu ve birbirini tamamlayıcı” özelliğine vurgu yapmaktadır[ii]. Bu sebeple Türk-Alman ilişkilerinin iki ülke arasındaki veya uluslararası boyuttaki kriz zamanlarında kolayca kopma noktasına geleceğini söylemek doğru olmayacaktır. Nitekim Türkiye ve Almanya ilişkilerinin çok boyutlu bir düzlemde değerlendirilmesinin gerekliliği bu bağların tarihsel ve ekonomik bir derinliğe sahip olmasından süregelmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu oturumunda açıklamalarda bulunan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borell, Türkiye’nin Doğu Akdeniz'deki doğal gaz araştırma faaliyetleri sürecindeki tutumunu eleştirerek Türkiye’nin eylemlerinin “hukuk devleti ilkelerinden ve temel değerlerden” uzaklaştığını dile getirmişti[iii]. Borell, daha öncesinde de AB düzeyinde Türkiye’ye karşı bazı yaptırımların uygulanabileceği sinyalini de vermişti. Bu durumda akıllara AB içerisinde Türkiye’ye yaptırım uygulanabilmesi için birlik içerisinde” üye ülkelerin hemfikir olduğu bir kanaatin hakim olması gerekliliği” gelmektedir. Ancak Türkiye’ye uygulanacak yaptırımlar konusunda AB içerisindeki refahın paylaşımında orta sıraları paylaşan İtalya İspanya Malta gibi Akdeniz ülkelerinin göç sorunundan en fazla etkilenen ülkeler olması fikir birliğinin sağlanmasını zorlaştırıyor. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nin en önemli lokomatif ülkesi olan Almanya’nın AB içerisinde Türkiye’ye karşı “yaptırımdan ziyade müzakareci” bir tavır içerisinde olması da kısa vadede bir yaptırımın uygulanma ihtimalini azaltmaktadır.

Doğu Akdeniz meselesinde tansiyonun yükseldiği ve askeri çatışma riskinin arttığı zamanlarda devreye giren Angela Merkel, Erdoğan ve üst düzey yetkileler ile yaptığı görüşmeler neticesinde bu gerilimleri azaltan ve AB-Türkiye ilişkilerini düzenleyen önemli bir lider konumunda yer almaktadır. Öyle ki Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gerilimi artırıcı söylem ve eylemlerine karşılık Angela Merkel’in hem Almanya-Türkiye hem de AB-Türkiye ilişkilerindeki “dengeleyici” işlevi Doğu Akdeniz’deki güç mücadelesinin zaman zaman yükselen tansiyonunu yatıştırsa da bu durumun süresiz olarak sürdürülmesi mümkün değildir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusundaki tutumunu belirleyen duruşu Erdoğan’ın ifadesiyle “yapıcı ve hakkaniyet temelli bir yaklaşım” üzerinden inşa edilen ve müzakere sürecini destekleyen bir yapıdadır[iv]. Ancak Yunanistan ve Fransa’nın ortaklaşa bir şekilde gerilimi artıran ve Ege’deki adaların düzenli olarak silahlandırıldığı iddiası[v] Türkiye ve Almanya’nın başlatmaya çalıştığı müzakere havasını baltalayan bir diğer tehditkar eylemi ifade etmektedir.

Bu gelişmeler ışığında Fransa’nın Yunanistan ile kurmuş olduğu ilişkinin Avrupa Birliği’nin ardına saklanan “kışkırtıcı” niteliği Türkiye-Almanya ilişkilerini nasıl etkileyecektir? Her şeyden önce unutulmamalıdır ki, yazının başlangıcında da belirtildiği üzere Türkiye-Almanya ilişkilerinin kriz zamanlarında bile kopma durumuna gelemeyecek kadar çok boyutlu, önemli ve köklü oluşu, Avrupa Birliği içerisinde Türkiye’nin tezlerinin ve uluslararası alanda dile getirmekte olduğu haklı taleplerinin görmezden gelinmesinin önüne geçmektedir. Diğer bir deyişle Doğu Akdeniz meselesinde Türkiye’nin AB ile ilişkilerde Almanya’nın liderliğini tanıyarak hareket etmesi ve müzakere sürecini desteklemesi, Doğu Akdeniz krizinin kışkırtıcı aktörlerinin tehlikeli hamlelerini etkisiz bırakabilecek önemli bir adım olacaktır. Angela Merkel’in daha önce Suriye’deki mevcut istikrarsızlık, göç sorunu vb. krizler üzerine yaptığı açıklamalarda belirttiği üzere “Türkiye’nin içerisinde bulunacağı herhangi bir istikrarsızlık durumunun Almanya’nın çıkarlarını zedeleyeceği” düşüncesi Almanya’nın Türkiye’ye olan hassasiyetini ortaya koyar niteliktedir.

Tam da bu noktada, Türkiye’nin diplomasi trafiğini artırarak çözüm odaklı bir tutum içerisinde olduğunu kanıtlamak adına büyük bir fırsata sahip olduğu söylenebilmektedir. Bu konuda Prof.Dr. Hüseyin Bağcı’nın ifadeleri bu fırsatın tanımlanmasında önemlidir. Bağcı’ya göre "Türkiye'nin çıkarlarını yeniden tanımlama sürecine girmesi gerekiyor; Türkiye, 'sahada askeri gücüm var, buradayım ama diplomasiden de kaçmıyorum. Diploması yoluyla bu sorunu çözmeye hazırım.' mesajı veriyor ve vermeye devam etmeli." [vi].  Bu değerlendirme çerçevesinde bakıldığında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz meselesinde çıkarları doğrultusunda bu soruna taraf olan diğer ülkeler ile ikili ilişkilerini yeniden iyileştirme çabası içerisine girerek, diğer yandan da Türkiye-Almanya ilişkilerinin sıkı bir biçimde devam ettirilmesi, Ortadoğu’daki Akdeniz’e kıyıdaş ülkelerin müzakereye dahil edilmesi sürecinde önemli ve etkili bir hamle olacaktır.

Angela Merkel’in Avrupa Birliği ülkelerinin Yunanistan’ı desteklemesinin gerekli olduğunu vurgulaması[vii] Türkiye’yi rahatsız etmiştir. Ancak bununla birlikte Almanya Yunanistan’ın Doğu Akdeniz konusundaki tavırlarından rahatsız olduğu, Yunanistan’ın desteklenmesinin “zorunlu” bir tavır olduğu da söylenebilmektedir. Türkiye’nin Libya ile yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) antlaşmasının bir benzeri Yunanistan ve Mısır arasında yapılmıştır ve bu iki bölge birbiriyle çakışmaktadır. Bu çerçevede Almanya’nın Yunanistan yerine Türkiye’yi destekleyen açıklamalar yapmasını beklemek bir hayaldir. Yine de Almanya’nın Doğu Akdeniz meselesinde her iki tarafa da yaptığı gerginliği azaltma çağrıları ve sorunun çözülmesinde müzakare şartına olan bağlılığı Türkiye’nin uluslararası arenada önemli bir avantaj sayılabilir. Böylece Oruç Reis sismik araştırma gemisinin limana çekilmesini takiben Türkiye’nin ilerleyen günlerde kendi tezlerinin temelini sağlamlaştıracak şekilde diplomasi kanallarını ve müzakare çabalarını aktif hale getirmesi, kışkırtıcı aktörler olan Yunanistan ve Fransa karşısındaki etkinliğini artırmak için önemli bir fırsat olaca



[i]Amerika’nın Sesi (13 Ağustos 2018) “Almanya: ‘Türkiye’nin İstikrarı Almanya’nın da Çıkarınadır’ https://www.amerikaninsesi.com/a/almanya-turkiyenin-istikrari-almanyanin-cikarinadir/4526818.html (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi)

[ii] Bağcı,Hüseyin (2020) “Türkiye-Almanya İlişkileri:Ortaklık mı Rekabet mi?” Türk-Alman Çalışmaları Serisi-I ed. Murat Önsoy ve Mutlu Er, Nobel Akademik Yayıncılık,2020, s.3

[iii] Deutsche Welle (15 Eylül 2020) “Borell: AB-Türkiye ilişkileri tarihi dönüm noktasında” https://www.dw.com/tr/borell-ab-türkiye-ilişkileri-tarihi-dönüm-noktasında/a-54931844 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi.)

[iv] Deutsche Welle (16 Eylül 2020) “Erdoğan ve Merkel Doğu Akdeniz'i görüştü” https://www.dw.com/tr/erdoğan-ve-merkel-doğu-akdenizi-görüştü/a-54954609 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi)

[v] Anadolu Ajansı (22 Ağustos 2020) ”Yunanistan'ın silahlandırdığı adalar Türkiye için tehdit” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunanistanin-silahlandirdigi-adalar-turkiye-icin-tehdit/1949792 (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi)

[vi] Anadolu Ajansı (11 Ağustos 2020) “Uzmanlara göre, Türkiye Doğu Akdeniz'de sahada ve masada kaybeden taraf olmayacak”  https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/uzmanlara-gore-turkiye-dogu-akdenizde-sahada-ve-masada-kaybeden-taraf-olmayacak/1938084 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi.)

[vii] CNN Türk (28 Ağustos 2020) “Merkel: AB ülkeleri Yunanistan'ı desteklemeli” https://www.cnnturk.com/dunya/merkel-ab-ulkeleri-yunanistani-desteklemeli (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi.)

 

Kaynakça

Amerika’nın Sesi (13 Ağustos 2018) “Almanya: ‘Türkiye’nin İstikrarı Almanya’nın da Çıkarınadır’ https://www.amerikaninsesi.com/a/almanya-turkiyenin-istikrari-almanyanin-cikarinadir/4526818.html (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi)

Bağcı,Hüseyin (2020) “Türkiye-Almanya İlişkileri:Ortaklık mı Rekabet mi?” Türk-Alman Çalışmaları Serisi-I ed. Murat Önsoy ve Mutlu Er, Nobel Akademik Yayıncılık,2020, s.3

Deutsche Welle (15 Eylül 2020) “Borell: AB-Türkiye ilişkileri tarihi dönüm noktasında” https://www.dw.com/tr/borell-ab-türkiye-ilişkileri-tarihi-dönüm-noktasında/a-54931844 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi.)

Deutsche Welle (16 Eylül 2020) “Erdoğan ve Merkel Doğu Akdeniz'i görüştü” https://www.dw.com/tr/erdoğan-ve-merkel-doğu-akdenizi-görüştü/a-54954609 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi)

Anadolu Ajansı (22 Ağustos 2020) ”Yunanistan'ın silahlandırdığı adalar Türkiye için tehdit” https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunanistanin-silahlandirdigi-adalar-turkiye-icin-tehdit/1949792 (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi)

Anadolu Ajansı (11 Ağustos 2020) “Uzmanlara göre, Türkiye Doğu Akdeniz'de sahada ve masada kaybeden taraf olmayacak”  https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/uzmanlara-gore-turkiye-dogu-akdenizde-sahada-ve-masada-kaybeden-taraf-olmayacak/1938084 (20 Ağustos 2020 tarihinde erişildi.)

CNN Türk (28 Ağustos 2020) “Merkel: AB ülkeleri Yunanistan'ı desteklemeli” https://www.cnnturk.com/dunya/merkel-ab-ulkeleri-yunanistani-desteklemeli (20 Eylül 2020 tarihinde erişildi.)

Eklenme tarihi: 22 / 10 / 2020
Haber Okunma: 163







Önceki: Realist Teori Bağlamında “DOGVILLE” Film Analizi
Sonraki: 2008 Rusya–Gürcistan Savaşı