ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Sosyal İnşacılık Bağlamında “Köpek Dişi” Film Analizi



Sosyal İnşacılık Bağlamında “Köpek Dişi” Film Analizi

Eylül Yağmur Sever[1]

Köpek Dişi (Kynodontas/Dogtooth) filmi, Yunan yeni dalgasının temsilcisi olan ünlü yönetmen Yorgos Lanthimos tarafından 2009 yılında çekilmiştir. Yunan tuhaf dalgası olarak da bilinen sinema akımının ezber bozan, huzursuz edici, eleştirel ve sert bir anlatımı vardır. Özellikle ataerkil aile yapısı, toplumun dayattığı normlar, otorite ve devlet gibi konular üzerinden ilerleyen akımın en iyi örneklerinden biri de Köpek Dişi’dir. Birçok açıdan ele alınabilecek olan film, bu çalışmada sosyal inşacılık bağlamında incelenecektir.

Filmde dış dünyadan izole şekilde yaşayan beş kişilik bir aile tasvir edilmektedir. Ebeveynler, çocuklarını dış dünyadan tamamen kopuk şekilde yetiştirerek yapay bir gerçeklik inşa etmişlerdir. Bu gerçeklik evden ibarettir ve inşa süreci evin tek güvenli yer olduğunun söylenmesi ile başlar. Çocuklar ancak köpek dişleri düştüğü takdirde evden çıkabileceklerdir. Evden yalnızca araba ile çıkılabilmektedir ve arabayı yalnızca baba sürebilmektedir. Dolayısıyla “tehlikelerle dolu olan” dış dünyaya bir tek baba çıkabilmektedir. O ana dek karşı karşıya kaldıkları maddi bir tehlike olmamasına karşın çocuklar bunu ön kabul olarak almışlardır. Oyuncakları evin bir adım dışına düştüğünde de bu sebeple çıkıp kendileri alamazlar. Bu durum sosyal inşacılığın ileri sürdüğü fikirsel yapıların da maddi yapılar kadar etkin olduğu argümanına uymaktadır. Buna uyan bir diğer durum ise açılış sahnesinde görülmektedir. Çocuklara birtakım kayıtlar dinletilmekte ve bu kayıtlarda sözcüklere başka anlamlar atfedilmektedir. Örneğin tuzluk yerine telefon yada lamba yerine çanta kelimeleri kullanılmaktadır. İlk bakışta bu değişim anlamsız gözükse bile önemlidir. Değiştirilen sözcükler sosyalleşme süreci içerisinde kültürü ve dolayısıyla algıları dönüştürmektedir. Film bu sayede bilginin verilen kadar olduğuna ve verili bilginin yapaylığına dikkat çekmektedir.

Sosyal inşacılığa göre inşa süreci tek taraflı değildir. Aktörler ve yapılar birbirlerini düzenli olarak inşa etmektedirler. Filmde bunun birkaç örneği bulunmaktadır. İlk olarak dış dünyadan habersiz olan çocuklara balıkların havuzdan geldiği söylenmiştir. Dolayısıyla baba balık aldığı zaman bunları havuz dökmekte, çocuklar bunun haberini ona verdiklerinde ise gidip zıpkınla döktüğü balıkları yakalamak zorunda kalmaktadır. Kendi inşa ettiği yapı aynı şekilde ona da görevler yüklemektedir. Bunun bir diğer örneği ise ebeveynlerin yeni bir kardeş ve köpek haberini çocuklara verdikleri an görülmektedir. Çocuklara annelerinin hamile olduğunu ve yakın zamanda bir bebek ile bir köpek doğuracağını söylemişlerdir. Aksi takdirde gelecek olan çocuk ile bebeği açıklayamazlar. Babanın söylemleri ve eylemleri tutarlı olmak zorundadır. Çünkü baba, evin lideri konumundadır ve liderin söylemleri grubun kimliği ile bağdaşıktır.

Uluslararası ilişkiler teorilerinde güç, yok sayılamayacak bir kavramdır. Sosyal inşacılığın, onu diğer teorilerden ayıran noktası ise gücü maddi niteliğinden ayrı ele almasıdır. Maddi kapasiteleri yadsımamakla birlikte, materyal olmayan kaynakların önemine ve bilhassa meşrulaştırıcı fonksiyonuna dikkat çekmektedir.[2] Söz konusu maddi olmayan gücün etkinliği filmde üç farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki görülmeyen bir kardeşin varlığıdır. Bahçe duvarının arkasında çocukların daha önce görmediği ve duymadığı bir ağabeyleri olduğu söylenmiştir. Ebeveynleri her ne kadar onu sevseler de o artık evin dışına çıkmıştır ve tehlikelerle tek başına mücadele etmek zorundadır. Evin kapısında elektrikli çitler gibi somut engeller olmamasına karşın ebeveynler güçlerini yarattıkları düşünsel yapılar yoluyla sağlamaktadırlar. Çocuklar tanımadıkları ağabeylerini sevmekte, onun için üzülmekte ve onun gibi olmamaya çalışmaktadırlar. Bir diğer yapı ise kedi üzerinden inşa edilmiştir. Çocuklara, kedilerin vahşi yaratıklar oldukları ve gördükleri yerde kedileri öldürmeleri gerektiği söylenmiştir. Ebeveynlere göre kedi, dışarıdaki sonsuz vahşi yaratıktan sadece bir tanesidir fakat evde kaldıkları sürece bunu dert etmelerine gerek yoktur. Maddi olmayan gücün etkinliği ile ilgili son örnek ise uçaklarla ilgilidir. Ebeveynler, dış dünyaya ait ve saklamaları olanaksız bu araçlar için bir oyun icat etmişler ve her geçen uçaktan sonra bahçeye oyuncak bir uçak atmaktadırlar. Çocuklar bu oyuncağa sahip olmak için birbirleriyle yarışırlar. Böylece yapay gerçeklik içinde yapay bir özgürlük ve mücadele alanı yaratılmış olur. “Konstrüktivistler maddi olmayan yapıların aktörlerin kimliklerini belirlemelerini önemli görmektedir; çünkü kimlikler çıkarları belirler, çıkarlar da eylemleri”.[3]

Düzen, büyük kızın ele geçirdiği iki filmi izlemesi ile sarsılır. Zira artık fazlası olduğunu bilmekte ve özgür olmayı arzulamaktır. Çocuklar evden ancak köpek dişleri düştüğü takdirde ve araba ile çıkabileceklerdir. Evden kaçabilmek için kendi köpek dişlerini kırar ve arabanın bagajına saklanır. Öylece yürüyüp gitmez, gidemez. İsyan etmesine ve düzenden çıkmak istemesine rağmen bunu yine düzenin öğrettiği şekilde yapar. Film, verili bilginin algımızı ne denli şekillendirdiğini ve içinden çıkmak isteyen birinin yine bu veriler ışığında hareket ettiğini göstermektedir.

Açık şekilde gösterilmese bile filmin son sahnesinde gösterilen bagajın hareketsizliği, genç kızın havasızlıktan öldüğünü anlamına gelmektedir. Onun için özgürlük, ölüm olmuştur. Duvarın ötesindeki ağabey gibi, genç kızın ölümü de inşa sürecinin bir parçası haline gelecektir. Bu sayede söz konusu sosyal gruptaki düzenli davranışlar varlığını sürdürecek ve hatta sağlamlaşacaktır.  Dolayısıyla filmdeki aile gibi devletlerin de ortak değerler aracılığıyla bir araya geldiği ve konunun maddi kapasitelerin önünde olduğu söylenebilir. Bunu aile gibi bir yapıtaşı üzerinden anlatan film, inşa sürecini olabildiğince anlaşılır şekilde gözler önüne sermiştir.


[1] Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Öğrencisi / e-mail: eylulysever@gmail.com

[2] Reus-Smit, Christian. (2013). Konstrüktivizm. Keith Povey (Der.), Uluslararası İlişkiler Teorileri içinde (ss. 309). İstanbul: Küre Yayınları.

[3] Reus-Smit, Christian. (2013). Konstrüktivizm. Keith Povey (Der.), Uluslararası İlişkiler Teorileri içinde (ss. 294-295). İstanbul: Küre Yayınları.

 

Eklenme tarihi: 18 / 09 / 2020
Haber Okunma: 382







Önceki: Uluslararası Basında Karabağ
Sonraki: 2008 Rusya–Gürcistan Savaşı