ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANALİZ PORTALI 
                                     

Tartışmalı Noktalarıyla NATO-AB İlişkileri: Avrupa Ordusu Fikri Ne Kadar Gerçekçi?


Ahmet Ziya AKIN*

 

İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte Batı bloğunda kollektif askeri güvenlik örgütü olarak faaliyete geçen NATO, Soğuk Savaş döneminden itibaren Avrupa ve Atlantik ilişkilerinde alternatifi olmayan bir güvenlik şemsiyesi anlamı taşımaktadır. NATO’nun 1952 yılından kurulmasıyla Avrupa’nın güvenlik meseleleri artık ABD öncülüğünde kurulan bu örgütün güdümünde değerlendirilmeye başlanmıştır. 2000’li yılların başlangıcına kadar NATO ve AB arasındaki ilişkilerin paralelel bir seyirde ilerlediği, ilişkilerin “altın çağını” yaşadığı söylenebilmektedir[i]. NATO’dan önce Avrupa bölgesinde Alman ve Sovyetler Birliği tarafından yinelenebilecek bir güvenlik tehdidine karşı 17 Mart 1948’de İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında Brüksel Antlaşması imzalanmış, bu antlaşma gereğince Avrupa genelinde bir güvenlik ve savunma politikası belirlemek üzere Nisan 1948 tarihinde Batı Avrupa Birliği kurulmuştur[ii]. Buna ek olarak 1952 yılında Avrupa Savunma Topluluğu’nun kurulmasını sağlayan antlaşma ile ilk defa “Avrupa Ordusu” fikri Fransa Başbakanı Rene Pleven tarafından ortaya atılmıştır. Ancak savaş sonrası yıkıma uğrayan Avrupa’nın bu mekanizmayı işletmek için henüz erken olduğu anlaşılarak ABD’ye ihtiyaç duyulduğu, bu sebeple Batı Avrupa Birliği’nin kendinden sonra kurulan NATO üyeliği ile sağlamlaştırılmak istediği de bilinmektedir.

Soğuk Savaş’ın bitişiyle beraber çok kutuplu yeni uluslararası sistemin giderek etkisini artırdığı, değişen güvenlik algılarının, tanımlarının ve ulusal çıkarların birçok sorgulamayı da beraberinde getirdiği görülmektedir. Bu anlamda sorgulanan meselelerden birisi de Soğuk Savaş’ın sona ermesinin “NATO’nun işlevinin de sonu olup olmadığı” temelindeki tartışmalardır. NATO’nun ilerleyen süreç içerisinde Rusya’yı çevreleyecek şekilde üsler kurması, Sovyet tehdidine karşı kurulan bu askeri ittifağın yerini siyasi, ekonomik, sivil, çevre, sosyal ve hukuksal alanlarda da görev alanı tanımlamış olması bu tartışmaların zeminini oluşturmaktadır. Avrupa bölgesinde ise bu tartışmalara ek olarak Avrupa Birliği’nin ekonomik entegrasyonu derinleştirme ve üye ülkelerin sayısını artırma çabası da farklı güvenlik algılarının doğmasına sebep olmuştur. Bu anlamda AB içerisinde NATO’nun yanı sıra ek güvenlik ittifaklarının gerekliliği tartışmaya açılmış ve bu doğrultuda bazı adımlar atılmıştır. Bu adımların en somut örneği olarak, Almanya Şansölyesi Helmuth Kohl ve Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand tarafından öncülük edilen 1992 Maastricht Antlaşması ile oluşturulan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası gösterilebilmektedir. Dikkat edilmesi gereken nokta; bu politikanın NATO’ya alternatif veya farklı bir yol değil, aksine NATO şemsiyesi altında askeri faaliyetleri destekleyecek şekilde bir amaca hizmet ettiğidir.

2015 yılında Avrupa Komisyonu'nun başkanı Jean-Claude Juncker tarafından “Avrupa Ordusu” oluşturulması gerektiği fikri tekrar gündeme getirilmiştir. Rusya’nın Ukrayna üzerindeki askeri faaliyetlerinin caydırılmasında NATO’nun yetersiz kaldığı, NATO ittifakının önce gelen üyelerinin de hali hazırda AB üyesi olmadığına dikkat çeken Juncker bir AB ordusunun gerekli olup olmadığı tartışmalarını tekrar gündeme getirmiştir[iii]. 2018 yılında Brüksel’de düzenlenen NATO zirvesinde Donald Trump’un NATO üyesi olan AB ülkelerinin ABD'den faydalandığını belirtmesi ve üye ülkelerin NATO bütçesine yapacakları katkıyı yüzde 2 artırmalarını beklediğini dile getirmesi AB içerisinde NATO-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik tedirginliğe sebep olmuştur[iv]. Atlantik-AB ilişkilerinde alternatifi olmayan bir askeri ittifakı ifade eden NATO’nun Avrupa güvenliğine sağladığı katkıdan ve  bu ittifakın geleceğinden şüphe duyan ülkelerin başında ise Fransa gelmektedir. Nitekim bu tartışmalarda Fransa,“Avrupa Ordusu” fikrinin geçmişte ve gelecekteki savunucusu konumunda yer almaktadır. Buna ek olarak 22 Ocak 2019 tarihinde ise “Alman-Fransız İş Birliği ve Entegrasyon Anlaşması” imzalanarak, Merkel tarafından “Avrupa ordusunun temellerinin atıldığı” belirtilmiştir. Ortak ordu düşüncesi bu tarihten itbaren AB ülkelerini ikiye bölmüştür[v].

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçtiğimiz günlerde “NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiği” şeklinde bir yorumda bulunarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Macron’un bu değerlendirmesinin merkezinde yer alan gelişme ise geçtiğimiz ay Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatını hayata geçirmesi ve Fransa’nın bu harekata karşı çıkmış olmasıdır. Macron ek olarak "ABD ile NATO müttefikleri arasında stratejik karar alma süreçlerinde hiçbir şekilde koordinasyon yok. Aynı zamanda bir diğer NATO üyesi Türkiye'nin, çıkarlarımızın söz konusu olduğu bir bölgede, koordinasyonsuz saldırgan eylemleri var" şeklindeki demecinde, Türkiye’ye doğrudan atıfta bulunarak NATO üye ülkeleri arasındaki ittifakın zayıfladığı düşüncesinin Barış Pınarı harekatı ile somut bir hal aldığını ifade etmektedir. Bu açıklama üzerine Avrupa Birliği’nin bir diğer önemli üyesi olan Almanya, Şansölye Merkel’in “Macron’un fikirlerine katılmadığını” belirtmesi üzerine bu açıklamayı doğru bulmadığını belirtmiştir[vi].

Macron’un ifadelerinin temelinde yatan önemli bir nokta NATO antlaşmasının 5. maddesi uyarınca “müttefiklere yapılan herhangi bir saldırının diğer müttefiklere de yapılmış olduğu” düzenlemesidir. Türkiye’ye Suriye tarafından yapılacak olası bir misillemede “AB ülkelerinin konumunun ve tavrının ne olacağı” sorusunu kritik bulan Macron, AB içerisinde kurulabilecek bir ordu fikrini tekrar masaya yatırabilecek bir zemin elde edebilmektedir. Almanya Şansölyesi Merkel ise bu değerlendirme karşısında Transatlantik ortaklığın ve NATO’nun vazgeçilmez olduğu vurgusunu yaparak, NATO ittifakının Almanya’nın güvenliğinin temelini oluşturduğunu belirtmiştir[vii].

Peki Fransa’nın gerek Soğuk Savaş döneminde gerekse günümüzde ortaya attığı “Avrupa Ordusu” fikri ne kadar gerçekçi? Trump iktidarının Avrupa Birliği-ABD ve NATO ilişkilerinde sebep olduğu belirsizliklerin bir sonucu olarak, Avrupa Birliği içerisinde bir askeri güç unsuru kurulması fikrinin desteklendiği görülmektedir. Diğer yandan “Avrupa Ordusu” fikri Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında tartışmalı ve görüş ayrılıkları içeren bir meseleyi ifade etmektedir. Almanya Fransa İspanya, İtalya, Çekya ve Macaristan gibi ülkeler bu fikri desteklerken; İngiltere, Avusturya, İsveç ve Rusya ile sınır komşusu olan Letonya ve Litvanya, Danimarka ve Hollanda bu fikrin karşısında yer almaktadır. Derin bir görüş ayrılığının bulunduğu “Avrupa Ordusu” fikrinin bu şartlar altında hayata geçirilmesi pek mümkün görülmemektedir. Ekonomik entegrasyona odaklı bir politika izleyen Avrupa Birliği’nin, NATO’ya ek olarak savunma bütçesi ayırabileceği bir savunma ve güvenlik mekanizmasının mali yükünü kaldıramayacağı da bir önemli husustur. Diğerlerinden daha az bir neden olarak sayılsa da, Brexit meselesinin patlak vermesi ile birlikte Avrupa Birliği’nin ayakta tutulması adına birleşik bir ordu oluşturulmasına yönelik fikirlerin ortaya atılarak, Avrupa Birliği’nden kopmaların engellenmek istendiği de söyenebilmektedir. Tüm bunlara ek olarak Avrupa Birliği’nin her fırsatta “sivil güç” olarak ön plana çıkan politikalarının, askeri faaliyetler temelinde müdahalelere katılma konusunda da istekli olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Yukarıda bahsedilen sebepler henüz neden bir Avrupa ordusu kurulamayacağı konusundaki hususları ifade etmektedir. Avrupa Birliği, Brexit sürecinin sancıları ve gelecekteki etkilerinin hesaplanması, Suriye’deki savaş, göç sorunu gibi meseleler ile mücadele ederken, birleşik bir Avrupa ordusunun böylesine derin görüş ayrılıkları ile kurulmasının yakın bir gelecekte mümkün olmadığı söylemek yanlış olmayacaktır.

 

*Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Öğrencisi



[i] Akgül Açıkmeşe, Sinem ve Cihan Dizdaroğlu, “NATO-AB İlişkilerinde İşbirliği ve Çatışma Dinamikleri”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 10, Sayı 40 (Kış 2014), s. 131-163, s.134

[ii] Ibid., s.136

[iii] BBC (2015), “Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker: Bir Avrupa ordusu oluşturulması gerekli” Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/03/150309_avrupa_ordusu (8 Kasım 2019 tarihinde erişildi)

[iv] BBC (2018), “Trump: NATO üyeleri savunma harcamalarını iki katına çıkarmalı” Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44789806  (8 Kasım 2019 tarihinde erişildi)

[v] Anadolu Ajansı (2019) “Almanya ile Fransa arasında yeni bir iş birliği anlaşması”  Erişim Adresi: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/almanya-ile-fransa-arasinda-yeni-bir-is-birligi-anlasmasi-/1371068 (8 Kasım 2019 tarihinde erişildi)

[vi] BBC (2019), “Fransa Cumhurbaşkanı Macron: NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti” Erişim Adresi: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428 (8 Kasım 2019 tarihinde erişildi)

[vii] Sputnik Türkiye (2019) “Merkel'den Macron'a tepki: NATO güvenliğimizin temeli” Erişim Adresi: https://tr.sputniknews.com/avrupa/201911081040582635-merkelden-macrona-tepki-nato-guvenligimizin-temeli/ (8 Kasım 2019 tarihinde erişildi)

Eklenme tarihi: 15 / 11 / 2019
Haber Okunma: 374







Önceki: Savaş Bölgesinde Ebola ile Mücadele: Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Sağlık Güvenliği
Sonraki: Grönland ve Adanın Arktik Jeopolitiğindeki Yeri_NTV Radyo